Archive | Futbol Endüstrisi ve Spor Ekonomisi RSS feed for this section

2010 Dünya Kupası’na Çok Az Kaldı!

27 Oct

Değerli Okuyucular,

2006 Dünya Kupası’nın izleri henüz hafızalarımızdan silinmemiş olabilir ama 2010 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yapılacak kupanın hazırlıkları şimdiden başladı bile. İzleyiciler için bir spor şöleni niteliğindeki bu büyük organizasyon; düzenleyen ülke için ise çok daha büyük bir önem taşıyor. Büyük uğraşlar sonucunda organizasyonu kazanılan böylesine prestijli bir turnuva ile ilgili gerçek çaba Güney Afrika için daha yeni başlamakta dersek yanılmış olmayız. Öncelikle 76 senelik bir maziyi geride bırakan Dünya Kupası’nın ilk kez Afrika kıtasında düzenleniyor olması konuya farklı bir boyut katıyor. Hatta bu konuda küresel anlamda da ciddi bir destek söz konusu; öyle ki, geçtiğimiz yıl Avrupa Komisyonu ve FIFA güçlerini birleştirmeye karar verip futbolu Afrika, Karayipler ve Pasifik Ülkelerinde gelişmeyi tetikleyici kuvvet olarak konumlandırmaya ilişkin bir memorandum imzaladılar. 1 Aslında Güney Afrika futbol kültürü şaşırtıcı derecede köklü bir geçmişine sahip: 1904 yılında 7 Avrupa ülkesi tarafından temelleri atılan FIFA’ya Avrupa kıtası dışından (hatta bir çok Avrupa ülkesinden önce) ilk üye olan ülke Güney Afrika Cumhuriyeti. Ülkenin uluslararası futbol mazisinde enteresan bir yaprak da 1976 yılında ayrımcılık nedeni ile FIFA’dan ihraç edilip; 1992’de tekrar üyeliğe kabul edilmesi. 2010 yılının ise Güney Afrika için apayrı bir anlamı var; çünkü ülke sadece bu büyük organizasyona evsahibi yapmakla kalmayacak; FIFA üyesi olarak da 100. yılını kutluyor olacak. Peki böylesine önemli bir dönemece girerken Güney Afrika neler yapmalı?

 

Spor endüstrisindeki deneyimleri ışığında Deloitte’un yaptığı araştırmalara göre 2 organizatör ülkeler bu tür büyük turnuvaları birer mega proje şeklinde ele alıp “master plan”larını oluşturmalı ve hazırlık evresini en iyi şekilde değerlendirmeliler. Master plan kapsamında stratejilerini, vizyon ve amaçlarını önceden belirlemeli; iletişim, ihale ve kontrat yönetimi gibi kritik alanlarda metodoloji ve prosedürlerini oluşturmalı; hazırlayacakları proje planları kapsamında aktivite, kaynak, zaman planı ve bütçelerini şekillendirmeli ve kritik başarı faktörleri ile risk unsurlarını tanımlamalılar. Master Planlar; altyapı/lojistik, turnuva/etkinlik, pazarlama/medya, idari işler/insan kaynakları/bilgi teknolojileri/hukuk işleri, genel aktiviteler (proje yönetimi, bilgi transferi vb.) gibi tüm temel alanlar için oluşturulmalı. Her ne kadar turnuvaya hazırlık için 4 sene gibi uzun sayılabilecek bir süre olsa da; yapılacak işlerin de azımsanmayacak kadar fazla olduğu bir gerçek. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için; spor ve konaklama tesislerini, altyapılarını ve ulaşım olanaklarını yenilemek, geliştirmek; hatta yeni tesisler inşa etmek en zorlu aşamayı oluşturmaktadır. Güvenlikten, kapasiteye FIFA’nın getirdiği standartlar bu alanda belirleyicidir. Buna göre stadlardaki izleyici kapasitesi 45.000 – 65.000 arasında olmalıdır.3 Tesis ve altyapı yatırımları kapsamında stadyumlar, antreman sahaları, oteller ve eğlence merkezleri, otoparklar, uluslararası basın merkezleri, yollar, havalimanları, tren, metro ve otobüs istasyonları, turist enformasyon merkezleri ön plana çıkmaktadır. Ayrıca temizlik, sağlık, güvenlik, yiyecek-içecek gibi tesis ve belediyecilik hizmetleri de planlama kapsamına alınmalıdır. Bu tür büyük yatırım harcamalarının dikkatli bir şekilde bütçelenmesi ve doğru yaklaşımlar ile finanse edilmesi gereklidir. Etkinlik boyunca operasyonel giderlerin de eklenmesi ile hatırı sayılır bir mali yük oluşmaktadır.

 

Ulaşım ve lojistik alanlarında salt yatırım yapmak yeterli değildir. Planlamadaki yetersizlikler memnuniyetsizliği beraberinde getirebilir. İşte bu nedenle bilhassa toplu ulaşım alanında her türlü senaryo dikkate alınmalı; gerek resmi yetkililer ve sporcular, gerekse yabancı misafirler ve ülke halkı için ciddi anlamda bir “Ulaştırma Planlaması” oluşturulmalıdır. Depolama, Lojistik, ve Malzeme Yönetimi için de aynı yaklaşım geçerli olmalıdır. Etkinlik Koordinasyonu ise başlı başına bir sanattır. Spor etkinlikleri, açılış ve kapanış seronomileri ve diğer etkinliklerin yönetimi, ziyaretçi hizmetlerinin planlanması, akreditasyon ve kayıt işlemlerinin organizasyonu, gönüllülerin eğitimi ve koordinasyonu ile kültürel programlara yönelik hazırlıklar ile güvenlik, genel personel ve yönetim hizmetlerinin tanımlanması başarılı bir etkinlik koordinasyonu için “olmazsa olmazlar” arasındadır.

 

Deloitte’a göre hazırlık aşamasında yatırım yapılması gereken kritik alanlardan biri de bilişim, internet ve iletişim çözümleridir. Oluşturulacak “Bilişim Stratejisi” doğrultusunda, teknolojik mimari ve entegrasyon, etkinlik yönetimi sistemleri ve diğer yazılımlar, donanım, ağyapısı (ses ve veri), kablolama, iletişim ağları ve imkanları (mobil ve sabit telefon hatları, faks, data hatları, internet, kablosuz erişim vb.) alanlarında yapılması gereken iyileştirme ve kapasite artırımları planlanmalı; dünya vitrinine çıkılacak böylesine bir etkinlikte, üstelik de teknoloji çağında; testler ve teknik provalar ile ileriye dönük olası sorun ve risklerin proaktif bir şekilde önlemleri alınmalıdır.

 

Kuşkusuz bunca gider kaleminden bahsedince insan doğal olarak kendi kendine bir ülkenin neden böyle bir maddi yük ve operasyonel zahmet altına gireceğini soruyor. Sonuçta böyle bir turnuvaya evsahipliği yapma arzusunun altında yatan temel unsur ülkenin kısa ve uzun vadede maddi kazanç sağlamasıdır. Hatta ülke imajı ve prestijine olan katkı bile dolaylı da olsa aynı amaca hizmet eder; öyle ki araştırmalara göre futboldaki başarı veya başarısızlık bir ülkenin ekonomisini ciddi boyutta etkileyebilmektedir. Örneğin Dünya Kupası’nı kazanan ülkeler yıllık ekonomik büyüme oranlarına %0,7 katkı sağlamakta iken; başarısız sonuçlar alan ülkelerde ekonomik krizler bile söz konusu olabildiği gözlemlenmiştir.4 Güney Afrika 2010 Dünya Kupası resmi websayfasında verilen bilgiye göre, bu organizasyon sayesinde ülkede 159.000 yeni iş imkanı yaratılması beklenmektedir. 5

 

“Pazarlama, Sponsorluk ve Basın” alanında yapılan faaliyetler gelir yaratıcı kalemlerdir. Bu aşamada yapılacak hazırlık ve planlama çalışmaları Sponsor Yönetimi, Pazarlama ve Reklam, Lisanslama, Telif Haklarının Korunması ve Yönetimi, Bilet ve Satış İşlemleri, Basın Faaliyetleri,Yapımcılık ve Ağırlamaya yönelik olmalıdır. Futbolun ne derece büyük bir endüstri olduğunu göstermek açısından bazı büyük ölçekli spor etkinliklerinin izlenme oranları karşılaştırmak bile yeterli olacaktır. Örneğin 2004 yılında Amerikan Futbolu Finali (Super Bowl) 95, Olimpiyatların Açılış Seronomisi 127, Avrupa Futbol Şampiyonası Finali 153 milyon izleyiciyi ekran başına toplamıştır. Bu sayı 2002 Dünya Kupası Finali için ise 218 milyondur. 6 Turizm alanında ise Güney Afrika uzun süredir beklediği sıçramayı sağlayacaktır. Gündüzleri safaride av peşinde koşan aslan ve leoparları; akşamları ise stadyumda meşin yuvarlağın peşinden koşan dünyanın yıldız futbolcularını aynı günde seyretme fırsatının her zaman ele geçmeyeceğini bilen turistler ülkeye akın edeceklerdir.

 

Görüldüğü gibi hem gelirler; hem de giderler açısından gerek hazırlık; gerekse etkinlik süresince çok fazla kalem mevcuttur. Turnuvanın sadece organizasyon ve tanıtım açısından değil; mali açıdan da başarılı geçebilmesi için

gelir – gider paylaşımı ve dengesi ile bütçeleme çalışmalarının büyük bir özenle yapılması; fonlama ve mali kontrol alanlarında tüm olasılık ve tedbirler değerlendirilmelidir. Operasyonel ve yatırım giderlerinin Organizasyon Komitesi, devlet, belediyeler, özel sektör arasında nasıl paylaşıldığı; bütçeler üzerinde mutabakat sağlanması, senaryo analizlerinin yapılması ve planlar geliştirilmesi, beklenmedik ihtiyaçlar için fon ayrılması, bağımsız denetim ve güçlü mali kontrol süreçlerinin uygulanması Deloitte’a göre “kritik başarı faktörleri” arasında yer almaktadır.7

 

Tüm bu altyapı çalışmaları ve hazırlıklar sürdürülürken atlanmaması gereken en hassas konu ise “Risk Yönetimi”dir. Bu kavramla daha çok operasyonel riskleri ve güvenlik konusunu ifade etmekteyiz; zira turnuvaya ilişkin finansal risklerin yönetimini daha ziyade bütçe, fonlama ve mali kontrol yelpazesi altında ele alınmaktadır. Tüm sporcuların, FİFA yetkililerinin, medya ve VIP mensuplarının, turistlerin ve yerel halkın stadyumdan antreman sahasına, trafikten otellere bulundukları her ortamda oluşabilecek her türlü riske karşı güvence altında olmalarını sağlamak bir numaralı öncelik olmalıdır. Örneğin daha geçtiğimiz Ocak ayı içerisinde Güney Afrika’da Ellis Park stadında Orlando Pirates ve Black Leopards arasında yapılan birinci lig karşılaşması sırasında şiddetli fırtına nedeniyle saha kenarında reklam panoları uçmuş; 2 futbolcu ve yan hakemlerden biri yaralanmış idi. Elbetteki riskler sadece doğal olaylardan kaynaklanmıyor. Ne yazık ki hepimizin bildiği gibi global terör de böyle organizasyonlarda boy göstermeyi seviyor. Ayrıca Güney Afrika’da münferit suç oranı istatistikleri de dikkat çekici. Güvenlik hizmetlerinin bir kısmı devlet; bir kısmı ise özel sektör tarafından karşılanmakta. Bu alanda ciddi anlamda hazırlık yapılmasının gerekliliği hatta özellikle güvenlik anlamında global ölçekte işbirliğinin önemi ortaya çıkıyor.

 

Sonuç olarak Güney Afrika’nın önünde başka ülkelerin yaşadıkları tecrübeler; gittikçe daha profesyonel şekilde ele alınan başarılı uygulamalar ve tabii ki çıkarılan dersler mevcut. Bu benchmarklardan yararlanmak ve bilgi transferini gerçekleştirmek bile yola çıkarken ciddi bir avantaj sağlayacaktır. Şu ana kadar ki tecrübeler Dünya Kupası’na evsahipliği yapmış ülkelerin bu durumdan kazançlı çıktığı yönündedir. Önemli olan söz konusu kazançların devamlılığını sağlamaktır. Bu nedenle turizmde yakalanacak ivmenin sürdürülebilirliği; yeni yaratılan iş sahalarının ve inşaat gibi hareketlenen sektörlerin ekonomiye beklenen canlılığı katması ve çarpan etkisiyle büyümenin daha da artması; Afrika Uluslar Kupası, Yaz Olimpiyatları gibi diğer büyük organizasyonların da üstlenilmesi hatta ülkede futbolun gelişmesi ile daha fazla oyuncu ihraç eden bir ulus durumuna gelinmesi bile büyük önem taşımaktadır. Biz 2010 Dünya Kupası’nda hem ev sahibi olarak organizasyonda, hem de futbol takımı olarak yeşil sahalarda Güney Afrika Cumhuriyeti’ne başarılar diliyoruz…

Kaynaklar:

1 Avrupa Birliği Yayın Organı – http://europa.eu

2, 7 Deloitte Global Çalışması – Mega Events, 2005

3 Deloitte Türkiye Raporu – Dünya Kupası Türkiye’de: Denemeye Değer Bir Rüya, 2006

4 Makale – How Deloitte can serve the 21st Century Citizens of Africa, 2006

5 http://www.southafrica.info/2010/worldcup-overview.htm

6 National Geographic Survey – Soccer Unites The World, 2006

 

 

Advertisements

BRICS’in sonuna Türkiye eklenir mi? Ve olimpiyatlarla bunun ne ilgisi olabilir?

25 Oct

Herkes BRICS olamaz. Peki neden?

“BRIC” oluştuğundan beri, sonuna kimler eklenecek diye konuşulur durur. Bu şerefe ilk nail Güney Afrika’dır. Böylece BRICS oluşmuştur artık… Öte yandan Türkiye dahil bir çok ülke, bu gruba aday gösteriliyor. Bir yandan da yeni gruplar karşımıza çıkıyor. MIKT (Meksika, Endonezya, G.Kore ve Türkiye) veya daha geniş küme olan Next-11 gibi. Peki BRICS’e bir ülke ekleyecek olsaydık, en güçlü aday kim olurdu? Türkiye mi? Bu soruyu yanıtlayabilmek için önce BRICS ülkelerinin profillerini iyi anlamak gerekiyor. Öyle ki, birazdan paylaşacağım veriler ışığında, G.Afrika’nın neden bu gruba eklendiği bile sorgulanabilir.

Ancak BRICS’i kendi içinde değerlendirmekten öte, yanına MIKT ülkelerini de eleyip; hepsini dünyadaki 200 küsur ülke içerisindeki konumlarıyla ele almak; daha sağlıklı sonuçlar doğurur diye düşündüm. Tablo epey ilginç…

BRICS olmak…

Öncelikle “BRIC” ülkelerinin hepsi nüfus ve GSMH açısından dünyada ilk 10 içerisindeler. G.Afrika ise her iki alanda da ilk 20’ye girmiyor. GSMH denilince, trendi de incelemek gerek. 2003-13 Ortalama Büyüme oranlarını alırsak, Ejderha (Çin) ve Kaplan (Hindistan) öne çıkmakta. Rekabet ligine baktığımızda ise, ekonomileri ne kadar büyük olursa olsun, farklı kriterler işin içine girdiğinden, “gelişmekte olan” devlerin sınıfta kaldıklarını görüyoruz. Çin dışında, hiçbiri ilk 25’te değil. Gelelim dünya ticareti içerisinde bu beş ülkenin ağırlığına: Çin ihracatta dünya şampiyonu, ithalatta ikinci. İthalatıyla dikkat çeken Hindistan; ihracat performansıyla Rusya bu alanda söz sahibiler. Brezilya geride kalmış durumda ve G.Afrika ise çok daha geride. Hacimsel analizimizi doğrudan yabancı yatırımlarla sonlandıralım: Hem ülkesine çektiği, hem yurtdışında yaptığı yatırımlarla Çin açık ara lider. Onu Rusya, Brezilya, Hindistan ve G.Afrika takip ediyor.

Başka kriterlere de bakılabilir. Ancak yukarıdakiler yeterince belirleyici. Gene de karşılaştırmamızı zenginleştirmesi adına, daha ziyade kalitatif olan iki göstergeye daha yer verdim. Birincisi küresel yenilikçilik ligindeki pozisyonlar. Buradaki sıralama çok parlak değil. Her zamanki gibi Çin ilk sırada ama o bile ancak 35. olabilmiş. İkinci gösterge ise “ülkelerin marka değeri”. “BRIC”in hepsi ilk 12’de. G.Afrika ise 34. olabilmiş. Tüm bu verilerin bize söylediği özetle, BRIC ülkelerinin birçok göstergeye göre dünyadaki önemli konumları; bunların daha çok hacimsel kriterler olduğu; Çin’in grup içinde ön plana çıktığı; diğerlerinin aşağı yukarı benzer performans gösterdiği ve G.Afrika’nın da henüz gerilerde olduğudur.

MIKT Ülkelerine Genel Bakış

Gelelim MIKT ülkelerinden hangilerinin BRICS adayı olarak ön plana çıktığına… Aslında G.Afrika bu gruba dahil olmuşsa, diğer 4 ülke de haydi haydi olurlar. Analizimiz bunu destekliyor. Ancak, Asya kıtasını temsilen Çin ve Hindistan zaten bu gruptalar. Brezilya, bölgesinin en büyük ekonomisi; Rusya ise Avrasya devi. G.Afrika, kıtasındaki önde gelen ekonomi olarak grupta Afrika’yı temsil ediyor. Konuya biraz da bu açıdan bakmalıyız.

Şimdi tek tek MIKT ülkelerini inceleyelim. Bir kere GSMH bu dörtlü arasında belirleyici değil. Dünya sıralamasında da arda arda geliyorlar. Ancak diğer alanlarda farklılıklar göze çarpıyor. Bu sefer ülke ülke ilerleyeceğim: Önce Endonezya. Dünyanın en kalabalık 4. ülkesi ve nüfusu diğer üçünün toplamı kadar. Son 10 yıldaki ortalama büyüme oranı ile MIKT lideri. Rekabetçilik ele alındığında ise BRICS ve MIKT’den oluşan 9 ülke arasında 5. sırada. İhracatta 7., ithalatta 8., çektiği ve yaptığı doğrudan yabancı yatırımda ise sonuncu. Küresel yenilikçilikte sonuncu, ülkelerin marka değerinde sondan ikinci… Meksika daha etkileyici bir tablo çiziyor. 4 ülke arasında 9 kriterin 3 tanesinde 1., 6 tanesinde 2. sırada. Onuncu kriter olan ortalama büyümede ise, bırakın bu 4 ülkeyi, 9 ülke arasında sonuncu sırada! Gene de Meksika’nın bazı alanlarda BRICS ülkelerini dahi geçtiğini ve NAFTA üyeliğini unutmayalım. G.Kore’yi incelerken ise ilk söylememiz gereken, 9 ülke arasında “Gelişmekte Olan” statüsünü (yoksa statükosunu mu desek?) kırıp da “Gelişmişler” ligine yükselmiş tek ülke olması. Başarısı bununla da sınırlı değil. Nüfusu 9 ülke arasında en az olmasına rağmen, küresel yenilikçilikte 1., ihracat, ithalat ve rekabetçilikte Çin’den sonra 2., yaptığı doğrudan yatırımlarda 3. MIKT grubu içinde en iyi performansı gösteren ülke G.Kore.

Türkiye’nin Performansı

En az nüfusa sahip 3. ülke olan Türkiye, biraz da bu dezavantajla; ortalamanın biraz altı bir performans ortaya koyuyor. MIKT içerisinde ülkemizi 3. sırada, genel tabloda da 7. sırada düşünebiliriz. 2023 yılında ilk 10 ekonomi içerisinde olma vizyonumuz dikkate alındığında, zorlu bir rekabet ortamı bizleri bekliyor. Bu sebeple gerçekten de çok gayretli olmalıyız.

Olimpiyatların tüm bunlarla ne ilgisi var?

Ve son günlerin popüler teması olan olimpiyatlar ile sözü bağlamak istiyorum. Konumuzun bununla bir ilgisi olup olmadığını merak edebilirsiniz. Aşağıda BRICS + Türkiye + G.Kore’yi bu açıdan ele alan bir karşılaştırma var. Milenyum sonrası dünyanın en önemli 3 spor organizasyonunun hangi ülkelerde düzenlendiğine / düzenleneceğine baktığımızda karşımıza çıkan tablo, aradaki korelasyon hakkında çok ama çok şey anlatıyor… Gelişmişlik düzeyimize ve ekonomimize eklediğimiz her yeni başarı halkası, bizi olimpiyat halkalarına daha da yaklaştıracak…

Futbolda para mutluluk getiriyor mu?

25 Oct

“Endüstriyel Futbol” dilimize yerleştiğinden bu yana, kulüpleri belli finansal kriterlere göre sıralamak popüler hale geldi. Bu yazımda benzer bir şeyi, daha farklı bir pencereden yapacağım, hedefim o çok merak edilen “Zengin kulüp, her zaman başarılı kulüp müdür?” sorusunu yanıtlamak. Öncelikle tahmin edebileceğiniz gibi, belli bir seviyede müşterek ya da ilişkili kriterlere dayandıkları için, listeler farklı da olsa; neticeleri benzeşiyor. Baz aldığım 4 farklı liste, bu alanda en itibar görenler. Ayrıca beşinci bir listeden daha faydalanıyorum. O da sportif anlamdaki başarıya göre oluşturulan UEFA sıralaması. Bugün artık futbolla yakından alakalı olmayanlarımız bile çok iyi biliyor ki, bu sektördeki bütçeler inanılmaz. Belki de daha az bildiğimiz, bu alanda “yatırımların geri dönüşü”.  Tabii ki bu sektörde ölçüt sürdürülebilir sportif başarı. Bu sebeple arada ne düzeyde bir ilişki olduğunu ortaya koyabilmek de önem taşıyor. Peki hangi listelerden faydalandım?

1.İlki UEFA Sıralaması (UEFA Team Rankings): En basit anlamda son 5 seneye ilişkin UEFA takım katsayılarını alarak hesaplanıyor. Bu katsayılar da, elde edilen puanlara, o takımı ülkesinin genel katsayısının %20’si eklenerek elde ediliyor.

2.İkincisi artık bir klasik haline gelmiş olan Deloitte Futbol Para Ligi (Deloitte Football Money League): Sektörde herkesin ilk başvurduğu referans olan bu listede, futbol kulüpleri gelirlerine göre sıralanıyor. Bu gelirler de 3 ana kategoride sınıflanıyor: Maç Günü, Yayın ve Ticari. Bu araştırmamda 16. sayı olan Ocak 2013 listesini baz aldım.

3. Üçüncüsü Forbes Futbol Zenginler Listesi (Forbes Football Rich List): Bu sıralama için kriter, kulüplerin geçmişteki işlemleri, piyasa değerleri, borçları, stadyum gibi varlıkları üzerinden hesaplanan değerleri. Forbes bu listeyi 2007 yılından beri yayınlıyor.

4.Dördüncüsü Transfermarkt Kadro Değerleri (Transfermarkt’s Squad Value): Bu listenin mantığı, takımda yer alan oyuncuların piyasa değerlerinin toplanması sonucu ortaya çıkan toplam kadro değeri.  (2013 yılındaki durumu yansıtıyor)

5.Son listemiz ise Brand Finance’s Football 50. Dünyanın en değerli futbol markalarını sıralıyor. Liste pazar payı, büyüme ve şirket finansalları gibi erişilebilir piyasa değerlerini baz alıyor. Dikkate aldığı kaynaklardan biri de Deloitte Futbol Para Ligi ancak başka kriterler de işin içinde olduğu için listeler farklılaşıyor.

Özellikle altını çizmek istediğim bir kaç nokta var: Sıralamalar sürekli değiştiği ve içerisinde bulunduğumuz sezon henüz sonuçlanmadığından; elimde bazıları için daha güncelleri de olsa; 2013 verisi veya 2012/13 sezon sonu verilerini dikkate aldım. Ayrıca tüm sıralamalar aynı sayıda kulübü kapsamıyor. Bu sebeple ortak paydayı 30 olarak alım. Tek istisna sadece 20 kulübü sıralayan Forbes. Aslında ana listesinde Deloitte da ilk 20 kulübü sıralıyor ama “Clubs Immediately Below The Money League Top 20”, başlığı ile ilk 20’yi takip eden 11 kulübü daha ayrıca listeliyor. UEFA Takım Sıralaması doğal olarak sadece Avrupa Kulüplerini kapsıyor. Diğer tüm listeler ise uluslararası. Ancak zaten bu listeler de neredeyse tamamıyle Avrupa Kulüpleri tarafından domine ediliyor.

-Para saadet getiriyor mu?

Tüm 4 “finansal” listede, “Büyük 5’ler” (İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya ve Fransa) ön plana çıkıyor. Bu ülkelerin dördünden 12 takım, 5 listenin her birinde yer almayı başarmış. Bunların yarısı İngiliz (Manchester United, Chelsea, Arsenal, Liverpool, Manchester City ve Tottenham Hotspur). İtalya’dan 3 (AC Milan, Internazionale, Juventus), İspanya’dan 2 (FC Barcelona, Real Madrid) ve Almanya’dan da 1 kulüp (Bayern Munich) var. Brezilya’dan Corinthians, Avrupa’dan olmayıp da bu listelerde boy gösterebilen yegane kulüp. “Sportif başarı” ile neyi kast ediyoruz?

Tabii ki mücadele ettiği ligi şampiyon bitirmek ya da üst sıralarda yer almak; ulusal kupaları müzesine götürebilmek; Avrupa Kupalarında şampiyonluk elde etmek veya finallere; üst turlara kalmak. En ideali de; hem kendi liginde; hem de Avrupa Kupalarında başarı elde ediyor olmak ve bu başarının birkaç sezonla sınırlı kalmaması; sürdürülebilir olması. Diğer bir tabirle; “kupalara abone olunması”. Burada çapıcı bir örnek vermek istiyorum: 2011/12 Bundesliga şampiyonu ve 2012/13 sezonunda hem Bundesliga’da, hem de Şampiyonlar Liginde olan Borussia Dortmund; tüm finansal listelerde kendine yer bulmasına karşın; Mayıs 2013 itibariyle UEFA Takım Sıralamasında ilk 30’da yoktu. (Kılpayı kaçırıyor: 31. sırada)

Madem Borussia Dortmund ile başladık; Alman takımları ile devam edelim. Gelirlerine, varlıklarına bakıldığında gayet iyi durumdalar. Gelin görün ki; UEFA İlk 30’da Bayern dışında bir tek Schalke 04 var. Ya da İngiltere’den farklı iki farklı örneği ele alalım: Manchester City ilki. Uzun yıllar sonra şampiyonluk yaşamış olan mavi beyazlılar; maddi varlığa ilişkin tüm listelerde de ilk 10’da yer alıyor. Ancak UEFA sıralamasında ancak 22. sırada. Diğeri ise Tottenham Hotspur. Yukarıda saydığımız diğer 5 İngiliz kulübünden farklı olarak, ne ülkelerinde; ne de Avrupa arenasında öyle çok kayda değer bir başarıları yok. Ancak son 4 sezonun hepsinde Premier League’i ya 4. bitirdiler, ya da 5. sırada. Dolayısıyla zaten varlıklı olan Londra temsilcisinin hem kasası doldu; hem de çok üstlerde olmasa da kendine UEFA İlk 30’da yer buldu. Benzer bir yorumu İspanya’nın Valencia kulübü için de yapabiliriz. Avrupa’da eski günlerini aratmalarına rağmen; La Liga’da geçen sezonun 5.si, ondan önceki üç sezonun ise 3.sü oldular. Daha o kadar çok örnek var ki…

Finansal bazlı listelerdeki genel Büyük 5’ler üstünlüğüne rağmen, UEFA Takımlar Sıralamasında üç ülke daha söz sahibi: Portekiz, Ukrayna ve Rusya. Bu üç ülkenin göze çarptığı bir diğer liste ise Transfermarkt Kadro Değerleri sıralaması. Eğer bu sportif başarıları devam ederse, çok yakında bu ülkelerin takımlarını diğer sıralamalarda da daha sık göreceğiz. Zaten Benfica ve Porto bu listelerin de yabancısı değil. Ülkemiz açısından bakarsak; finansal listelerin üçünde belli bir ölçüde takımlarımız yer alıyor olsalar da; ne yazık ki UEFA İlk 30’da takımımız yok. Hatırı sayılır düzeyde istisnai örneklere rastlıyor olsak da; evet… Futbolda para başarı yani saadet getiriyor. Ve tabii ki başarı da daha fazla parayı…

THE MOST SUCCESSFUL & RICHEST FOOTBALL CLUBS IN THE WORLD – 2013 by Cem Sezgin

21 Sep

CEM SEZGIN’s ANALYSIS OF MOST SUCCESSFUL & RICHEST FOOTBALL CLUBS IN THE WORLD – SEASON 2013

As “Industrial Football” gained popularity – particularly in last two decades, ranking football clubs has become very common. These rankings which are on financial grounds as one would imagine, are based on similar or at least to some extent correlated criterias. As a consequence, their results are not dramatically different and I have referred to the most respected rankings covering this topic. Yet, in my analysis I am linking all these “financial” lists, to the most known “success based” list – the UEFA Rankings. The very idea behind this exercise is simply my quest for answering the questions such as “Do you need to be rich to be successful?” (Or vice versa) and “Do biggest spenders achieve the greatest success?”

The table below is a combination of five different rankings:

  1. The first one is the UEFA Team Rankings – based on the success of teams. This ranking is the cumulative of 5 UEFA team coefficients in the last 5 years. These coefficients are computed as the sum of the number of points of each single team plus 20% of each team’s country coefficient.
  2. The second one is Deloitte Football Money League – “a classical” reference which ranks the football clubs based on their revenues, which are grouped under 3 major categories: Matchday, Broadcasting & Commercial. The list used was published in January 2013 – being the 16th edition.
  3. The third one is the Forbes Football Rich List. The values of the clubs are estimated based on past transactions, market value, debt and stadium. The list is being published annually since 2007.
  4. The fourth one is Transfermarkt’s Squad Value Ranking. This list ranks the soccer club’s based on market values – summing up the market value of each player in that team’s squad.
  5. The fifth & the final list is Brand Finance’s Football 50 – Counting down world’s most valuable football brands. The list is compiled using, public information regarding market share, market growth & company financials. Deloitte Football Money League is a major source for the list, but as there are other criterias; the two lists are not identical.

CEM SEZGIN’S COMBINED FOOTBALL RANKINGS TABLE – SEASON 2013

No

UEFA Team Rankings

Season: 2013 (May)

Revenue Ranking

Deloitte Football Money League Jan.2013

Value Ranking 

Forbes Football Rich List Apr.2013

Squad Value Ranking

Transfermarkt 2013

Brand Ranking 

Brand Finance May 2013

1

FC Barcelona

Real Madrid

Real Madrid

FC Barcelona

Bayern   Munich

2

Bayern   Munich

FC Barcelona

Manchester United

Real Madrid

Manchester United

3

Chelsea

Manchester United

FC Barcelona

Manchester   City

Real Madrid

4

Real Madrid

Bayern   Munich

Arsenal

Bayern   Munich

FC Barcelona

5

Manchester United

Chelsea

Bayern   Munich

Manchester United

Chelsea

6

Arsenal

Arsenal

AC Milan

Chelsea

Arsenal

7

Internazionale

Manchester   City

Chelsea

Juventus

 

Liverpool

8

FC   Porto

AC Milan

Juventus

 

Paris Saint Germain

Manchester   City

9

Benfica

Liverpool

Manchester   City

Arsenal

AC Milan

10

Valencia

Juventus

 

Liverpool

Tottenham Hotspur

Borussia Dortmund

11

Atlético

Madrid

Borussia Dortmund

Tottenham Hotspur

Borussia Dortmund

Schalke 04

12

Olympique Lyonnaise

Internazionale

Schalke 04

Liverpool

Tottenham Hotspur

13

Shakhtar   Donetsk

Tottenham Hotspur

Borussia Dortmund

Atlético

Madrid

Juventus

 

14

AC Milan

Schalke 04

Internazionale

Napoli

 

Ajax

15

Schalke 04

Napoli

 

Olympique Lyonnaise

Zenit   St. Petersburg

Internazionale

16

Olympique Marseille

Olympique Marseille

Corinthians

AC Milan

Hamburger   SV

17

Liverpool

Olympique Lyonnaise

Napoli

 

Internazionale

Galatasaray

18

CSKA Moscow

Hamburger   SV

Hamburger   SV

FC   Porto

Olympique Marseille

19

Paris Saint-Germain

AS Roma

Olympique Marseille

Benfica

Corinthians

20

Juventus

 

Newcastle   United

Newcastle   United

CSKA   Moscow

Napoli

 

21

Zenit   St. Petersburg

Valencia

 

Newcastle United

Olympique Lyonnaise

22

Manchester City

Benfica

Anzhi

Fenerbahçe

23

Sporting CP Lisbon

Atlético

Madrid

AS Roma

Bayer Leverkusen

24

Tottenham   Hotspur

Ajax

Schalke 04

Paris Saint-Germain

25

Dinamo Kiev

VfB Stuttgart

Valencia

VfB Stuttgart

26

Villarreal

Everton

Fiorentina

Valencia

27

Ajax

Aston Villa

Shakhtar   Donetsk

Wolfsburg

28

PSV Eindhoven

Fulham

Fenerbahçe

AS Roma

29

Sporting Braga

Sunderland

Galatasaray

West Ham United

30

Metallist Kharkiv

Galatasaray

Bayer Leverkusen

Newcastle   United

 Remarks
  • Rankings do change – almost all the time, for this reason; I have paid special attention to use data belonging to the year 2013 or the season 2012/13.
  • Not all rankings cover the same number of clubs. Therefore I set the common denominator as 30, with one exception – Forbes.  This is because the Forbes ranks only top 20 clubs.
  • Deloitte ranks top 20 clubs as well, but also pulishes a list named “Clubs Immediately Below The Money League Top 20”,   listing 11 more clubs.
  • UEFA Team Rankings (naturally) lists only European teams. All other lists are international but as one can, they are almost fully dominated by European Clubs.

EUROPE RULES & THE BIG FIVE LEAGUES DOMINATE

The “Big 5” Leagues (England, Spain, Germany, Italy & France) dominate all the lists. 12 teams from 4 countries succeeded in appearing all 5 lists. Half of these are English. 6 from England (Manchester United, Chelsea, Arsenal, Liverpool, Manchester City & Tottenham Hotspur), 3 from Italy (AC Milan, Internazionale, Juventus), 2 from Spain (FC Barcelona, Real Madrid), 1 from Germany (Bayern Munich).

Corinthians is the only non European team to take place in those lists – appearing both on Forbes & Brand Finance rankings. It is also present in Deloitte’s list at #31 as the last club listed, but as only the top 30 are taken; it does not demonstrated in the table.

League / Competition (Country)

UEFA

Deloitte

Forbes

Transfermarkt

Brand Finance

Premier   League (England)

6

11

7

7

8

La Liga   (Spain)

5

5

2

4

3

Bundesliga   (Germany)

2

5

4

4

7

Serie A   (Italy)

3

4

4

6

5

Ligue 1   (France)

3

2

2

1

3

Eredivisie   (The Netherlands)

2

1

1

Supertaça (Portugal)

4

1

2

Süperlig (Turkey)

1

2

2

Premier   League (Ukraine)

3

1

Premier   League (Russia)

2

3

Série   A (Brazil)

1

1

Share of Europe’s “Big 5” Leagues (%)

63,3

90

95

73

86,7

Remarks Sponsor names of the competitions are not displayed in the above table.

CAN MONEY BUY HAPPINESS?

The answer is “not necessarily”. But I will be reserving the details for another article. As for now, I can say there are some basic facts – like the tables above demonstrate. For example:

  • In all 4 of the “financial lists”, the “Big 5” nations dominate. But in the UEFA Rankings, three other nations – Portugal, Ukraine & Russia, emerge as challengers. In terms of squad value, the picture is similar.
  • Turkey despite being presented in three of the those 4 list, does not have a team among the Top 30 in UEFA Rankings.
  • Tottenham Hotspur with no major success and cup titles neither in European competitions or Premier League for more than decades managed to take place in all 5 lists.
  • Manchester City – a top 10 club in all 4 rankings, stands at only #22 in UEFA Rankings.
  • German teams appear to be quite wealthy, but it is only Bayern Munich & Schalke 04 to make top 30 in UEFA Rankings.
  • Despite winning the league title in 2011/12 season & becoming runners-up in both Bundesliga & the Champions League in 2012/13, Borussia Dortmund could not make the top 30 list in UEFA Rankings, missing the target very narrowly as it stood at no 31. The team is well presented in all other 4 lists.
  • The examples go on and on…

Please post your comments. As my motto is “The truth has only one version, but points of view are limitless“. You can also share your detailed comments with me via sezgincem@gmail.com

Best Regards,

Mustafa CEM SEZGİN, Istanbul – Turkey