Archive | Genel RSS feed for this section

COVID_19 SONRASI AVRUPA LİGLERİNİN AKIBETİ NE OLACAK?

23 May

Avrupa’da COVID_19 sonrası 1 ligde maçlar tekrar başladı (Bundesliga), 1’inde sezon iptal… (Eredisie) Öte yandan 1’inde lig tescil edildi (Ligue-1). Türkiye dahil 6 ligde ise maçlar yazın devam edecek! 9 ligdeki durumu özetledim. Siz olsanız ne karar verirdiniz? Türkiye’de 2019/20 sezonu başlamalı mı? 12 Haziran tarihi mantıklı mı? Ve tabii “AVRUPA FUTBOLUNU BEKLEYEN 10 BÜYÜK SORU(N)” neler? Önce aşağıdaki tabloda durumu bir görelim:

9 Lig

COVID_19 SONRASI AVRUPA FUTBOLUNU BEKLEYEN 10 BÜYÜK SORU(N):

1-Sabit giderler, artan borçlar / yükümlükler ve sürekli tırmanırken bir anda dibe vuran gelirler… Özellikle Türkiye gibi borç batağındaki kulüplerin olduğu ülkelerde bu iş iflasa kadar gider mi?                                                                                                                                   2-Sporcu, teknik ekip, spor emekçisi, kulüp yöneticileri, seyirciler ve aslında tüm toplumun sağlığı…  Maçlar seyircisiz veya seyirci kısıtlaması ile oynandığında hem gene gelir kaybı olacak, hem de işin keyfi kaçacak. Yok, seyircili oynanırsa herkese bulaşır zaten.                                                                                                                                                 3-Bir sezonu yaz sıcağında alelacele bitirmeye çalışırken, öteki sezonun başlamak üzere olması  (Bilmem farkında mıyız… Yerkürede her sene üst üste ortalama sıcaklık rekoru kırılıyor. Şimdi Avupa’da en sıcak dönem başlıyor ve bir yandan salgın, öteki tarafta aşırı sıcak; futbolcular ne yapacak? Ayrıca bir sezon biter bitmez muhtemelen peşi sıra öteki sezon başlayacak. Böyle bir maç trafiği nasıl bir etki yaratır? Sakatlık, psikolojik yorgunluk?                                                                                                                                   4-Düzgün antreman yapamayan futbolcularda olası performans problemleri ve sakatlanma riskleri                                                                                                                          5-Sona ermek üzere olan futbolcu ve teknik adam kontratları. Buradaki hukuksal belirsizlik ve yaratabileceği adaletsizlik                                                                                       6-Kendi ülkelerine dönmüş olan, dönmek isteyen futbolcular. Sahaya çıkmak istemeyen sporcular ve aileleri                                                                                                                            7-Ligler yeniden başlarken Avrupa Kupaları, Ulusal Kupalar ve Milli Takım düzeyindeki turnuvaların ne olacağı…                                                                                                  8-Vakalarda artış, 2. dalga, futbolcuların enfekte olması vb. durumlar gerçekleşirse, yeniden başlayan liglerin akıbetinin ne olacağı.                                                           9-Sabırsızlanan taraftarların, futbol tutkunlarının futbola ve takımlarına dizginlenemeyen açlığı ve özlemi                                                                                                  10-Hükümetler-federasyonlar-kulüpler-yayıncı kuruluşlar-sponsorlar-sporcular-taraftarlar arasındaki derin fikir ayrılıkları.

ESKİ (A)NORMAL / TRANS (A)NORMAL / YENİ (A)NORMAL – CEM SEZGİN

23 May

SADECE COVID_19 TEMELLİ “YENİ NORMAL” SÖYLEMİ, «İNSANOĞLUNUN ENTELEKTÜEL KAPASİTESİNİ HAFİFE ALMAK ADINA BENZERSİZ BİR ETİKET»TİR.

  1. «Yeni Normal» COVID_19 ile başlamadı. 1989/90’dan beri devam eden bir süreç… (Ancak küresel salgın her şeyi arttıracak ve hızlandıracak tabii ki)
  2. “Eski Normal” zaten Normal değildi ki… Olsa olsa, Eski (A)Normal’den bahsedebiliriz. Çünkü Eski (A)Normal, tam bir “Mış Gibi” dönemiydi.
  3. Bir normalden diğerine ışınlanıp geçemezsiniz. Eski (A)Normal’in bile oluşması bir buçuk asır sürdü. Aradaki geçiş dönemini yok saymayalım lütfen. Şu an içinde olduğumuz döneme “Trans (A)Normal” dönemi ismini verebiliriz.
  4. “Trans (A)Normal” ne kadar sürecek, hangi değişiklikler yaşanacak, bu değişiklikleri boyutu ne olacak, bu değişikliklerin etkisi ne olacak, bu dönüşüm bedeli ne olacak,  tanıdığımız-bildiğimiz «Normal»e geri dönmek istersek; dönebilir miyiz? Bir dolu soru, bir dolu bilinmez.
  5. Her şey sadece teknoloji ve dijitalleşme ile açıklanamaz. O kadar çok mega trend ve tetikleyici faktör var ki… Hepsinin detayı için incelemek isterseniz:

2020_YENİ (A)NORMAL_M.Cem Sezgin_v1

Sevgiler, Saygılar,

Cem

THE TALKING DEAD – KURUMSAL BİR “ZOOM-Bİ” HİKAYESİ

16 May

Bugünkü ilk zoom toplantım. Birkaç kişinin görüntüsü kapalı. Belli ki akşam yeni başlanmış dizinin heyecanı ile biraz geç yatılıp, sabah da güç bela kalkılmış. Kadınların ise kendilerine güvenleri gelmiş. Ne de olsa kuaförler tekrar açıldı. Birkaç kişi eksik. Sanal toplantılara geç kalınca millet size fena takılıyor, “köprüde trafik mi vardı?”, “asansör mü bekledin?” filan diye. Ama biraz geç kalmak akıllı insan işi. İlk 5-6 dakika tamamen anlamsız ”nasıl gidiyor” ve klişe COVID_19 muhabbetleri dönüyor. “Nasılsınız…?” Nasıl olalım yahu??? Daha dün konuştuk, evvelsi gün konuştuk, geçen hafta kim bilir kaç kez konuştuk. Aynıyız yani… Her gün kendimize koronavirüs testi mi yapalım? Bir yandan da ne kadar dijialleştiğimizden ve son dönemlerde okuduğumuz fütürist kitaplardan bahsediyoruz. O sırada bahsettiğimiz kitaplardan birkaçı dizüstü bilgisayarımızın altına yerleştirilmiş, görüntü hizalama vazifesi görüyor. Biraz kalabalık bir zoom toplantısı bu sabahki. İçerisi tatil beldelerindeki hediyelik eşya dükkanları gibi. Giren çıkan belli değil. Arada görüntüsüz ve sessiz moda geçip diğer işlerini halledenler var. Toplantı uzadıkça bu sayı artıyor. Baskın bir ses – rahatsızlık verici bir gürültü geldiğinde “Bir ses geliyor sanki…?” veya “bir gürültü var ama…?” diyen ilk kişi olmak önemli. Böylelikle “o ses benden gelmiyor” vurgusunu güzelce yapmış oluyoruz. Üzerine bir de “mikrofonu kapasak…” şeklinde üstün dehamızı gösteren repliğimiz eklendiğinde tadından yenmez. Hem uyarımızı yaparız, hem üzerimizdeki şüpheleri savarız, hem de hümanizmden ödün vermeyiz. İşte buradaki “sanki” ve “ama” sözcükleri, karşı tarafı rencide etmemek adına yumuşatıcı bir rol üstleniyorlar. Ama bu kadarı da kafi değil. “Hah, şimdi kesildi!” şeklinde bir konfirmasyon ile görevimizi tamamlamak lazım. Sadece ses konusunda değil, her konuda ilk olmak önemli. Toplantı biterken ilk el sallayan (liderlik vasfı), süre azalınca ilk uyaran (moderatörlük ve zaman yönetimi vasfı), konuşan kişinin görüntüsü donunca buna ilk dikkat çeken (yüksek konsantrasyon ve yardımseverlik vasfı) gibi etkileyici özelliklerimizi başka nasıl olacak da ortaya koyacağız? Görüntü donma deyince aklıma geldi. Donmuş gibi yapma taklidi favorilerimden. Bunu başarıyla yapanlara hayranlık duyuyorum. Belgesellerdeki timsahlar gibi hareketsiz durarak, biri çıkıp “Dondu galiba” dediği anda şak diye cevap vermek gibi küçük eğlenceler olmasa, bu sıkıcı toplantılar nasıl geçecek?

Sesten bahsettik ya… En zoru sifon sesi. Eğer bir sifon sesi duyarsanız, özellikle de az sayıda katılımcı varsa yapılacaklar: 1) Hiç duymamış gibi yap, 2) Sifonu çeken kişinin sen olmadığını kanıtlayacak bir görüntü ver. Mesela ayağa kalk (altta pijama vb. olmamasına dikkat ederek), 3) Asla gülme, 4) Kim olduğunu biliyorsan afişe etme, 5) Empati kur: Senin de bir gün başına gelebilir.

Toplantıdayken paralelde yapılabilecek bir dolu eşzamanlı aktivite var. İlk 15 dakika geçti. Etraf cümbüş yeri. Bir yandan Skype ve WhatsApp’dan gelen mesajlara cevap verirken, paralelde maillerime bakıyorum. Bir elimde kahve, önümde atıştırmalıklar, toplantı ile ilgili notlarımı alırken ara ara kafayı uzatan hane halkının sorularını yanıtlıyorum. Ellerim meşgul olduğu için kedimi ayağımla okşayıp, “orada” olduğumu göstermek adına arada bir sorular sorup, yorumlar yapıyorum. Hatta Zoom’daki chat ekranına bir şeyler yazıyorum. 2-3 kişi dışında kaale alan yok. Kendim soru sorup, gene kendim yanıtlayasım var. Sanal monolog isteğim her geçen dakika artıyor. O sırada konuşan kişinin sesin mekanik ve zor anlaşılır bir hal alıyor. Aramızdaki bir teknoloji gurusu yorum yapıyor: “bağlantı zayıf galiba”. Evet, ustalıkla ve yerinde kullanılmış bir “galiba” sözcüğü. Hakkını vermek lazım. Hunharca bir gün daha yaşıyorum. Üst üste altı sanal toplantım daha var, hem de boşluk olmadan. Outlook takvimimde boşluğu gören yapıştırmış. Sıfır tolerans, sıfır merhamet. Arada birer tanesi Skype ve MS Teams. Değişiklik olacak diye seviniyorum. Bu kadar toplantı arasında nasıl karnımı doyuracağım, fiziksel ihtiyaçlarımı karşılayacağım gerçekten zor sorular. Kendimce stratejiler geliştiriyorum. Bir önceki toplantınızın vaktinde, hatta biraz erken bitmesi bile bazen işe yaramıyor. Tam yeni toplantıya girecekken bir terslik oluyor, bağlanamıyorsunuz. Bunu dillendirmenin size bir faydası yok zira kimse inanmıyor. “Hayret nasıl giremezsin?” (Karşı tarafta zeka ve beceriniz yönünde oluşmuş bir hayalkırıklığı vurgusu), “Sonra nasıl girdin?” (Karşı tarafta yaşanan şüphecilik ve güven zedelenmesi vurgusu), “Bana hiç olmadı…” (Kendisi ile kıyaslayıp daha alt bir seviyede konumlandırma vurgusu) Daha önce bahsettiğim kutup iklimi çizgisindeki geç kalma esprileri de cabası. Neyse, ilk yarım saati geride bıraktık. Aktif bir dinleyici olduğunuzu göstermek çok önemli. Bu nedenden olsa gerek, birkaç kişinin kafası önden konfigürasyona tabi olmuş şekilde, 8 – 11 derecelik açılarla düzenli olarak bir aşağı-bir yukarı hareket edip duruyor. Bunu aynı anda birkaç katılımcı yaparsa tehlikeli. Bilhassa bunun gibi sabahın ilk veya yemek sonrası ilk toplantılarda. (Tabii eğer yemek yiyecek vaktiniz olduysa.) Çünkü fena halde uykunuz geliyor. Herkes aynı anda bunu yapsa yeminle bu işin sonu hipnoza kadar gider. Ama neyse ki korktuğum başıma gelmiyor. Sadece o kafa kaldırıp indirenlerden biri sanırım kendi uykusunu getirdi, gözleri hafiften kapanıyor. Bu toplantı bir saat sürecek, şimdilik zaman planına uygun gidiyoruz. Bir beyaz yakalı (yoksa t-shirt’lü mü desek) başka ne dileyebilir ki? Geçen gün bir toplantıya katıldım, 40 küsur kişi vardı ve 3 saat. Hep birlikte el ele vererek verimsizliğin tarihi adlı çalışmaya imza atmış olduk. İşin kötüsü, konunun benimle de öyle fazla bir alakası yoktu. Yancı kontenjanından katıldığımız bu tarz toplantılar, en fazla ızdırap verenlerden. Gene de ilk 2 saat 25 dakikasını tüm benliğimi vererek dinledim. Baktım katabileceğim bir şey yok, üç dakikalığına mutfağa gittim. Tam o aralıkta biri konu hakkında benim ne düşündüğümü sormuş. Ne mi düşünüyorum? Soyadımı Karabaht olarak değiştirmeyi. İçimde sonsuz bir “kaytarmadım, hep sizinleydim” diye haykırma isteği… Ve derken bugünkü ilk zoom toplantımın sonuna geldim. İlk olmak önemliydi ya, şenlik havasında geçen veda mesajlarından sonra sıra “Leave Meeting” düğmesini tıklamaya geliyor. Herkes bunu ilk yapanlardan olmaya gayretli. Sona kalırsanız karizmanız çiziliyor. Aklımdan Tears For Fears’dan “Mad World” şarkısı geçiyor ve kendimi “reboot” ederek bir sonraki toplantımın linkine tıklıyorum…

FİKİR LİDERLİĞİ ALANINDAKİ ÇALIŞMALARIM…

4 May

KONUŞMACI VEYA MODERATÖR OLARAK KATILDIĞIM ZİRVE / PANELLER

(Sadece bazılarına yer verilmiştir.)

  • WEBRAZZİ – NEW HR SUMMIT / 25.09.2019 / Konuşmacı
  • HR DERGİ – ÇALIŞAN DENEYİMİZ Zirvesi / 13.02.2018 / Konuşmacı
  • HR DERGİ – SEÇME YERLEŞTİRME VE YETENEK YÖNETİMİ Zirvesi / 17.10.2018 / Konuşmacı
  • HR DERGİ – İK-ONOMETR-İK Zirvesi / 15.05.2019 / Konuşmacı
  • HARVARD BUSINESS REVIEW – İnsan Odaklı Dijital Dönüşüm / 28.03.2018 / Konuşmacı
  • HARVARD BUSINESS REVIEW – İK ve Teknoloji: İnsanı Merkeze Koymak / 05.03.2019 / Konuşmacı
  • MARKETING TÜRKİYE – Youth Talks / 07.10.2019 / Konuşmacı
  • ODGERS BERNDTSON – CEOx1Day / 07.03.2019 / Keynote Speaker & Moderator
  • MCT TÜRKİYE &NOW – Business & Tech Week / 8-10.05.2018 / Konuşmacı
  • CROSSOVER – İş Dünyasının Geleceği / 05.09.2018 / Konuşmacı
  • TAİDER – 6. ULUSAL AİLE İŞLETMELERİ ZİRVESİ / 03.11.2008
  • DIGITAL TALKS – İŞ HAYATININ GELECEĞİ / 18.03.2018 / Key Note Speaker
  • DIGITAL TALKS – ALBARAKA TÜRK DİJİTAL KÜLTÜR SOHBETLERİ / 30.10.2019 / Panelist
  • PERYÖN – İNSAN YÖNETİMİ KONGRESİ 2018 / 01-02.11.2018 / Konuşmacı
  • PERYÖN – İNSAN YÖNETİMİ KONGRESİ 2016 / 20-21.10.2016 / Konuşmacı
  • ATO (ANKARA TİCARET ODASI) – Değişen İş Modelleri ve Dijital Çağın CFO’su / 19.12.2015 / Keynote Speaker
  • IFS TÜRKİYE – IFS Gelecek Yatırımcıları Zirvesi / 27.11.2019 / Konuşmacı
  • EDUPLUS – 1. MALİ İŞLER ZİRVESİ ve FİNANS YÖNETİCİLERİ ZİRVESİ / 20.06.2013 / Moderatör
  • EDUPLUS – 2. MALİ İŞLER ZİRVESİ ve FİNANS YÖNETİCİLERİ ZİRVESİ / 19.06.2014 / Moderatör
  • EDUPLUS – 3. MALİ İŞLER ZİRVESİ ve FİNANS YÖNETİCİLERİ ZİRVESİ / 22.10.2015 / Moderatör
  • EDUPLUS – 4. MALİ İŞLER ZİRVESİ ve FİNANS YÖNETİCİLERİ ZİRVESİ / 27.10.2016 / Moderatör
  • EDUPLUS – 5. MALİ İŞLER ve FİNANS YÖNETİCİLERİ ZİRVESİ / 2017 / Moderatör
  • EDUPLUS – 6. MALİ İŞLER ve FİNANS YÖNETİCİLERİ ZİRVESİ / 2018 Moderatör
  • EDUPLUS – 7. MALİ İŞLER ve FİNANS YÖNETİCİLERİ ZİRVESİ / 24.10.2019 / Moderatör
  • EDUPLUS – 3. FİNANS ZİRVESİ / 28.03.2013 / Konuşmacı
  • EDUPLUS – 4. FİNANS ZİRVESİ / 2014 / Moderatör
  • EDUPLUS – 5. FİNANS ZİRVESİ / 26.03.2015 / Moderatör
  • EDUPLUS – 6. FİNANS ZİRVESİ / 17.03.2016 / Moderatör
  • EDUPLUS – 7. FİNANS ZİRVESİ / 16.03.2017 / Moderatör
  • EDUPLUS – 8. FİNANS ZİRVESİ / 22.03.2018 / Moderatör
  • EDUPLUS – 9. FİNANS ZİRVESİ / 2019 / Moderatör
  • EDUWORKS – 13. LİDERLİK ZİRVESİ – Jeopolitik Finansve Türkiye’ye Etkileri / 14.04.2016 / Konuşmacı
  • CFO SUMMIT 2018 – EN ETKİN 50 CFO / Moderatör
  • CHRO SUMIMIT 2018 – EN ETKİN 50 CHRO / Moderatör
  • KALDER – MÜKEMMELLİĞİ ARAYIŞ SEMPOZYUMU / 26.05.2011 / Konuşmacı
  • BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ – EXECUTIVE MBA MEZUNİYET TÖRENİ / 28.07.2015 / Keynote Speaker
  • İSTANBUL YATIRIM AJANSI – Lansman Toplantısı / 17.02.2020 / Moderatör
  • KOÇ ÜNİVERSİTESİ – Uluslararası Program: GNAM / 07.03.2019 / Moderatör
  • ORACLE – Dijital Çağda Modern Finans ve CFO’nun Rolü / 14.04.2015 / Moderatör ve Konuşmacı
  • ITELLIGENCE / DELOITTE – PERAKENDE CFO’LARI YUVARLAK MASA TOPLANTILARI / Moderatör
  • DELOITTE TURKEY – CFO ROUNDTABLES / Moderatör
  • DELOITTE TURKEY – NEXT GENERATION TALKS / Moderatör ve Konuşmacı

 ONLINE CANLI YAYINLAR

(Sadece bazılarına yer verilmiştir.)

  • MARKETING TÜRKİYE – EX İÇİN SIRADAKİ ADIM (ÇALIŞAN DENEYİMİ) / 24.06.2020 / Online (Youtube) / Konuşmacı
  • HARVARD BUSINESS REVIEW – İŞİN GELECEĞİ: Uzaktan Çalışma Sisteminde Organizasyonel Dayanıklılığı Korumak / 10.04.2020 / Online (Instagram) / Keynote Speaker
  • MARKETING TÜRKİYE – COVID19 Sonrasında Şirketleri, Liderleri, Devletleri, Çalışanları ve Uluslararası Organizasyonları Neler Bekliyor? / 17.04.2020 / Online (Youtube) / Keynote Speaker
  • KARİYER.NET – İŞİN GELECEĞİ / 30.04.2020 / Online (Youtube-Facebook-Instagram-Twitter) / Keynote Speaker
  • EDUPLUS – 2. İnsan Kaynakları Yönetimi ve Dijitalleşme Online Zirvesi / 25.06.2020 / Moderatör
  • TEGEP – Dijital Zirve / 22.05.2020 / Online (Youtube) / Konuşmacı
  • BMI – CHRO Summit: CHRO’lar Kendilerini Nasıl Bir Sürece Hazırlamalı / 29.05.2020 / Online (Zoom) / Konuşmacı
  • DR. SERTAÇ DOĞANAY – Dijital Dönüşüm ve Geleceğin Yetkinlikleri / 01.06.2020 / Online (Linkedin-Youtube-Facebook-Twitter-TwitchTV) / Konuşmacı
  • ST Endüstri Radyo – 2020 Deloitte Global İK Trendleri Araştırması / 04.06.2020 / Radyo Yayını / Tek Konuk

 TV PROGRAMLARI

(Sadece bazılarına yer verilmiştir.)

  • BEIN SPORTS – Futbol kulüplerinde, finansal başarı sportif başarıyı getiriyor mu?
  • BEIN SPORTS – Deloitte Futbol Para Ligi
  • TİVİBUSPOR – Koronavirüsün Futbol Ekonomisine Etkisi
  • BJK TV – Deloitte Futbol Para Ligi – Beşiktaş Değerlendirmesi
  • BJK TV – Deloitte Para Ligi’nde son durum nedir?
  • BLOOMBERG HABERTÜRK TV – Futbol kulüplerinin finansal durumu
  • BLOOMBERG HABERTÜRK TV – Globalde ve Türkiye’de futbol ekonomisi
  • BLOOMBERG HABERTÜRK TV – Süper Lig yayın ihalesi hakkında beklentiler ve merak edilenler
  • BLOOMBERG HABERTÜRK TV – Dört büyüklerin mali durum değerlendirmesi
  • APARA TV – SPOR EKONOMİSİ – Deloitte Futbol Para Ligi 2019
  • APARA TV – SPOR EKONOMİSİ – Deloitte Futbol Para Ligi 2020
  • CNN TÜRK – İşletme Rehberi
  • BLOOMBERG HABERTÜRK TV – İŞİN GELECEĞİ
  • BLOOMBERG HABERTÜRK TV – KORONAVİRÜS DÖNEMİNDE LİDERLİK
  • BLOOMBERG HABERTÜRK TV – BRICS
  • BLOOMBERG HABERTÜRK TV – Şirket içerisinde CFO’ların yeri ve CFO 2017 ajandası
  • BLOOMBERG HABERTÜRK TV – Yeni CFO Anket sonuçları
  • BLOOMBERG HABERTÜRK TV – CFO’ların 2017 beklentileri
  • TV24 – PLATİN İŞ KİTAPLARI ÖDÜLLERİ
  • TRT HABER TV PROGRAMI – Girişimci Kadınlar: Sibel Türker (Konuk)
  • HT LIVE –Sefer Yüksel – Deloitte Futbol Para Ligi 2019

 FİRMALARA ÖZEL ZİRVE / PANELLER

(Sadece bazılarına yer verilmiştir.)

  • BORUSAN HOLDİNG (İstanbul) – Yöneticiler Zirvesi / 23.11.2017 / Konuşmacı
  • KOÇ TOPLULUĞU ŞİRKETLERİ – 2020 Global Human Capital Trends / 04.06.2020 / (Webinar) / Key Note Speaker
  • UNILEVER – Finance Team: Light the Spark Session: Worklife After COVID_19 / 25.06.2020 / (Online) / Key Note Speaker
  • CHANEL TÜRKİYE (İstanbul) – Finance in a Digital World / 20.06.2019 / Key Note Speaker
  • ANADOLU GRUBU (İstanbul) – Digital Finance / 22.09.2017 / Key Note Speaker
  • OYAK GRUBU (Ankara) – HR Coordination Meeting / 28.07.2017 / Key Note Speaker
  • TOFAŞ (Bursa) – İK Zirvesi / 30.09.2016 / Key Note Speaker
  • TOFAŞ (İstanbul) – İK Zirvesi / 06.09.2019 / Konuşmacı
  • ROCHE – Finance & IT Teams Meeting – İşin Geleceği ve Pandemi Sonrası Çalışma Hayatı / 11.08.2020 / Key Note Speaker
  • TÜRK TELEKOM GRUBU (Antalya) – 10.07.2010 / Key Note Speaker & Moderator
  • DEFACTO FİNANSAL DÖNÜŞÜM WORKSHOP / Speaker & Moderator
  • TBB – Türkiye Bankalar Birliği – iK Trendler / 17.01.2017 / Key Note Speaker
  • TURKCELL – Deloitte Küresel İK Trendleri / Key Note Speaker & Moderator
  • KOÇ FİNANS – Deloitte Küresel İK Trendleri / Key Note Speaker & Moderator
  • KOÇ SİSTEM – Deloitte Küresel İK Trendleri / Key Note Speaker & Moderator
  • BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ (BJK) – Spor Kulüplerinde Bütçe  / Key Note Speaker
  • İEİS – COVID_19 Sonrası Çalışma Hayatına Hazırlık / 18.06.2020 / (Webinar) / Key Note Speaker
  • COORBIZ – İşin Geleceği ve Yeni Normalde Çalışma Hayatı / 18.06.2020 / (Webinar) / Key Note Speaker

JÜRİ VE DEĞERLENDİRME KURULU ROLLERİ, MENTORLUKLAR

(Sadece bazılarına yer verilmiştir.)

  • CFO SUMMIT 2017 – EN ETKİN 50 CFO / Jüri Üyesi
  • CFO SUMMIT 2018 – EN ETKİN 50 CFO / Moderatör ve Jüri Üyesi
  • İTÜ ÇEKİRDEK KULUÇKA MERKEZİ – MENTOR
  • DELOITTE EĞİTİM VAKFI (DEVAK) – MENTOR
  • 8. PERYÖN İNSANA DEĞER ÖDÜLLERİ / 2016 / Deloitte Değerlendirme Ekibi Lideri
  • 9. PERYÖN İNSANA DEĞER ÖDÜLLERİ / 2017 / Deloitte Değerlendirme Ekibi Lideri
  • 10. PERYÖN İNSANA DEĞER ÖDÜLLERİ / 2018 / Deloitte Değerlendirme Ekibi Lideri
  • 11. PERYÖN İNSANA DEĞER ÖDÜLLERİ / 2019 / Deloitte Değerlendirme Ekibi Lideri
  • FARKLI AİLE ŞİRKETLERİNE (1., 2., 3. KUŞAK) MENTORLUK
  • DENEYİMLİ PROFESYONELLERE MENTORLUK
  • TERS (REVERSE) MENTORLUK

GERÇEKLEŞTİRDİĞİM DİĞER SUNUMLAR VE MODERASYONLAR:

(Sadece bazılarına yer verilmiştir.)

  • ÜNİVERSİTE SUNUMLARI: Boğaziçi, Koç, Özyeğin, İTÜ, Bilgi, İstanbul, TOBB ve Diğer Üniversiteler
  • ORACLE  ETKİNLİK SUNUMLARI
  • SAP ETKİNLİK SUNUMLARI
  • Deloitte – Itelligence Perakende CFO’ları Toplantıları / Moderatör
  • Deloitte Next Generation Talks / Moderatör ve Konuşmacı
  • Deloitte CFO Roundtables / Moderatör ve Konuşmacı
  • İBB – İstanbul Finans Merkezi – Arama Konferansı

YAZDIĞIM KİTAPLAR

  • TÜRKİYE’NİN CFO’LARI – 2014 (Foo Yayınları)
  • FANATİK ROMANTİK İŞKOLİK – 2013 (İkinci Adam Yayınları)

HAZIRLADIĞIM RAPORLAR

Temel Konular:  İnsan Kaynakları ve Yetenek Yönetimi – İşin Geleceği  – Futbol Endüstrisi – Aile Şirketleri ve Kurumsallaşma – CFO’lar ve Finansal Dönüşüm – Jİnşaat / Gayrimenkul – ERP ve Kurumsal Uygulamalar

(Sadece bazılarına yer verilmiştir.)

  • COVID-19 Sonrası Yeni Çalışma Hayatına Hazır mısınız? / Temmuz 2020
  • Bildiklerinizi Unutun – Çalışan Deneyimi 201 / Mayıs 2020
  • İşin Geleceği: Uzaktan Çalışma Sisteminde Organizasyonel Dayanıklılığı Korumak / Nisan 2020
  • COVID-19: Çalışanlara ve Çalışma Hayatına Olası Etkileri / Mart 2020
  • Deloitte Futbol Para Ligi 2018: Meraklısı İçin Notlar… / 2019
  • Avrupa CFO Anketi – Türkiye Sonuçlarının Analizi Deloitte Türkiye CFO Serisi 2017 / 1
  • Bir Futbol Kulübünde CFO Olmak – Deloitte Türkiye CFO Serisi 2016 / 3
  • Globalleşen Türk Firmalarında CFO’ların Öncelikleri – Deloitte Türkiye CFO Serisi 2016 / 2
  • Kariyer dünyasında CFO’nun yeri – Deloitte Türkiye CFO Serisi 2016 / 1
  • Değişen İş Modelleri ve Dijital Çağın CFO’su – Deloitte Türkiye CFO Serisi 2015 / 2
  • Performans yönetiminde finans fonksiyonunun rolü – Deloitte Türkiye CFO Serisi: 2015 / 1
  • Vergi incelemelerinde CFO’lar nelere dikkat etmeli? – Deloitte Türkiye CFO Serisi: 2014 / 1
  • TÜRKİYE’NİN İNŞAAT LİDERLERİ 2010 (Türkiye Müteahhitler Birliği & Deloitte) / Şubat 2011
  • Milenyum Sonrası CFO: Son 10 yıla damgasını vuran 10 temel unsur / Ekim 2010
  • CFO Nedir?: Ezberi bozuyoruz / Mayıs 2010
  • Dengenin ve zamanlamanın önemi: Dalgaların arasında CFO’lar / Aralık 2009
  • Yarının CFO’ları / Eylül 2008
  • Deloitte Maps for Real Estate in Turkey / 2008
  • Yönetim Kurullarının ve Yöneticilerin İşletmelerinin Sağlığı Hakkında Bildikleri ve Bilmedikleri / 2008
  • CFO’ların Değişen Rolü / Eylül 2007
  • Deloitte European CFO Surveys (Deloitte Avrupa CFO Anketleri)
  • Deloitte Global Human Capital Trends Surveys (Deloitte Küresel İK Trendleri Araştırmaları)

DÜZENLİ YAZAR OLARAK MAKALELER YAZMIŞ OLDUĞU MECRALAR

(Sadece bazılarına yer verilmiştir.)

  • BloombergHT, Marketing Türkiye, CFO World Magazine, Dünya Gazetesi, Finans Dünyası, Strategy (Akfen Holding yayını), FBR Family Business Review (Deloitte Türkiye Yayını), The Deloitte Times (Deloitte Türkiye Yayını)

RÖPORTAJ VE HABERLERİNİN YAYINLANDIĞI BASILI MECRALAR

(Sadece bazılarına yer verilmiştir.)

  • FORTUNE, CAPITAL, PLATIN, BUSINESS WEEK, TURKISH TIME, MARKETING TÜRKİYE, HR DERGİ, EKONOMİST, BUSINESS LIFE, DÜNYA, HÜRRİYET, HÜRRİYET İK, HABERTÜRK, MİLLİYET, SABAH, SÖZCÜ, FOUR FOUR TWO, SOCRATES, SERENCEBEY, LPM DERGİ, İNŞAAT VE YATIRIM, ŞANTİYE, FİNANS DÜNYASI, TİDE, CFO WORLD MAGAZINE…

Evden çalışma düzeni iş dünyasını nasıl etkiliyor?

2 May

Yayınlandığı Yer: DELOITTE TÜRKİTE RAPORU + MARKETING TÜRKİYE

Raporun kendisine ulaşmak için:

Uzaktan / Evden Çalışma ile ilgili anket sonuçları:

https://www2.deloitte.com/tr/tr/pages/human-capital/articles/_in-gelece_i–uzaktan-calma-sisteminde-organizasyonel-dayankll-k.html

İlgili Haber için:

https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/deloitte-arastirdi-evden-calisma-duzeni-is-dunyasini-nasil-etkiliyor/

 

Şirketleri, liderleri, devletleri, çalışanları ve uluslararası organları Covid-19 sonrası nasıl bir süreç bekliyor?

2 May

YAYINLANDIĞI YER: MARKETING TÜRKİYE

https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/2021de-calisma-hayati-bir-post-covid-19-hikayesi/

Şüphesiz, COVID-19’un çalışma hayatına etkisi ile ilgili söyleyebileceğimiz sayısız şey, yakıştırabileceğimiz çok farklı tanım var. Ama ben sadece tek bir kelime kullanmayı tercih ediyorum: “Sınav”. Hem de ne sınav… Bugün hangi kuşaktan olurlarsa olsunlar, çalışma hayatında aktif bir şekilde yer alanlar için böylesi bir sınav hiç yaşanmadı ve bu konuda özellikle bilmemiz gereken iki hayati gerçek var:

1-Bu sınavı tüm insanlık olarak birlikte veriyor olsak da; çalışanlar, şirketler, liderler, devletler ve uluslararası organların hepsine bazı sorular farklı yerlerden gelecek. Aynı sorulara ise farklı yanıtlar verecekler ve bu durum, uzlaşı için büyük bir çaba göstermelerini gerektirecek.

2-Bu büyük sınavı 2020’de yaşamaktayız ama sonuçlarını esas 2021’de ve sonrasında göreceğiz.

Her ne kadar böylesine kaygan bir zeminde yüzde yüz doğru yanıtları bilmek mümkün olmasa da bu yazının amacı sınavda çıkabilecek sorular ve onları nasıl çözebileceğimize dair mümkün olduğu ölçüde ipucu vermek. Peki, o halde hangi kesimi nasıl bir sınav bekliyor?

Şirketlerin Sınavı

Ekonominin iyi, işlerin yolunda gittiği dönemlerde, birçok şirket “Çalışan Deneyimi”ni en öncelikli gündem maddeleri arasına almıştı. Öte yandan, kriz dönemlerinde öncelikler hızla değişebiliyor. Şu anda kurumlar ve çalışanları arasındaki ilişki büyük bir sınavdan geçiyor. Ne yazık ki her şirket bu sınavı başarılı şekilde atlatamayacak. Şirketler yaşam mücadelesi verirken çalışan deneyimini çok geri plana atabilirler. Ama çalışanları olmadan, bir marka ne kadar uzun ömürlü olabilir ki? Nasıl ki çalışan deneyimini sürekli iyileştirmek çalışanlara her istediklerini vermek anlamına gelmiyorsa, krizle mücadele de, paniğe kapılıp çalışanları sadece mali tablolardaki bir yük gibi görmek anlamına gelmemeli. Üstelik burada konuştuğumuz sadece finansal eksenli bir kriz değil. İşin derin bir sağlık boyutu da var. 2020 şirketlerin aksiyon aldığı bir yıl olacak. İster normale dönelim, ister herkesin diline doladığı o meşhur “yeni normal”e geçelim 2021’e geldiğimizde bu sefer dizginler gene çalışanların eline geçecek. Çalışanlar, bu zor dönemde kendilerinin ve sevdiklerinin sağlıklarını önemseyip gerekli tedbirleri alan, iş sürekliliği ve finansal güvence anlamında kendilerini rahatlatan, psikolojik anlamda destekleyici olan, doğru kararları zamanında alıp bunların iletişimini gerektiği gibi yapan, sakin ama aktif bir liderlik duruşu sergileyen şirketler ile bunları yapamayan şirketleri ayıracaklar.

Örneğin uzaktan çalışma ile ilgili anketimizin sonuçlarını incelerken, dikkatimizi çeken noktalardan biri işin doğasından kadar “insanın doğası”nın oynadığı rol oldu. Uzaktan çalışmayı uygulamanın oldukça zor olduğu bazı sektörlerde bunu koşullar elverdiği ölçüde hayata geçirmeye çalışan şirketler varken, geçişin çok daha uygun olduğu bazı sektörlerde konuya mesafeli duran şirketler olduğunu gördük. İşte tam da burada hissedarların, üst yönetimlerin ve liderlerin sergiledikleri duruş devreye giriyor. Uzaktan çalışma aslında çok uzun yıllardır beri uygulanan ve tüm bu yolculukta hayata geçirilmesi en basit hedef.  Vizyon sahibi şirketler bir yandan çalışan deneyimi konusunda derslerine çalışırken, asıl büyük zamanı dijitalleşme ve alternatif işgücü modelleri üzerine kafa yormaya harcayacaklar. Yapay zeka, RPA, endüstriyel robotlar, hizmet robotları, gig çalışanlar, dış kaynak kullanımı, süreli kontratlar yani esnek ve dinamik iş gücü modeline geçebilmek adına elde her ne varsa, her seçeneği alabildiğine değerlendirmeye çalışacaklar. Çünkü iş dünyası bu ve benzeri sınavların ileride de her an karşılarına çıkabileceğine inandı ve bir daha bugün düştükleri duruma asla düşmek istemeyecekler.

Liderlerin Sınavı

“Liderlik” de tıpkı “Çalışan Deneyimi” gibi kurumsal yaşamda yakın zamanın en popüler konularındandı. Şunu rahatlıkla söylememiz mümkün: Küresel salgın ile birlikte “liderlik” popüler olmaya devam edecek. Peki, ama “liderler” popüler olmaya devam edecek mi? İşte esas yanıtlanması gereken soru bu. Bir yandan liderlere atfedilen empati, kapsayıcılık, dijital okuryazarlık, erişilebilirlik, çeviklik, yaratıcılık yeteneği gibi bir dolu yeni yetkinlikten bahsededuralım, diğer yanda yıllardır dillendirilen bazı temel liderlik özelliklerinin – örneğin stres yönetimi / serinkanlılık, karar verme, iletişim, delegasyon becerisi gibi – halen geçerli olduğunu görmekteyiz.

COVID-19 gibi dönemlerde, kendi liderlik stillerini tasarlarken geçmişten gelen klasikler ile yeni moda desenlerin liderlik kumaşında uyum içinde harmanlamayı başaran liderler ön plana çıkacaklar. Sosyal sorumluluk alanında kurumlarının itibarını yükselten, şirketlerine farklı bir misyon yükleyen; işveren markası olarak vaatlerine sadık kalmayı becerebilen liderler, bu kaotik ortamda ön plana çıkacaklar.

Ancak bu ağırlığın altında ezilen, tüm ekiplerinin değil; “bazılarının” lideri olarak kalabilen, iç ve dış paydaşları arasındaki dengeyi sağlayamayan, karmaşık-kaygılı mesajlar verip iletişim kazalarına neden olan, paniğe kapılıp ölçmeden biçmeden kararlar veren, kurumlarını toplumdan soyutlayan ve tabii ki şirketlerinin performansını belirli bir seviyenin üzerinde tutmayı başaramayan yöneticiler; liderlik adına kötü bir sınav vermiş olacaklar. Değerlendirme Merkezleri vardır ya… İşte onun gelmiş geçmiş en kapsamlı uygulamasını 2020 yılı sağolsun, bizler için şu an bizzat gerçekleştiriyor ve sonuçları 2021 yılında göreceğiz. Hiçbir dönemde yaşanmadığı kadar lider değişikliğini önümüzdeki sene görme olasılığımız oldukça büyük. Nitekim geride bıraktığımız dönemde, bazı liderlerin direksiyon hakimiyetlerini kaybettiğini görüyoruz. Unutmayalım: Böylesine kaygan bir yolda hiçbir şey olmamış gibi son sürat gidenler de, sert ve ani fren yapanlar da pistten çıkmaya mahkum.

Devletlerin / Hükümetlerin Sınavı

COVID19, siyasi otoritelere de çok ağır bir sorumluluk yüklüyor. Vatandaşlarının hem sağlıklarını, hem refahlarını aynı anda koruyabilmek; kısa vadede yaraları sararken uzun vadede daha büyük yaraların veya kalıcı izlerin ortaya çıkmasını önlemek hiç mi hiç kolay değil. Bugün şöyle bir geriye dönüp ilk vakanın açıklanmasından itibaren geçen bir aylık süreye baktığımızda şirketlerin çalışanları ile ilgili aldığı veya en azından gündemlerine aldıkları bir dolu “aksiyon” görmekteyiz. İş akitlerinin feshi, ücretli – ücretsiz izin kullandırılması, sunulan finansal paketlerde kısıtlamalara gidilmesi gibi çalışanın finansal pozisyonunu etkileyecek bu tür tedbir ve uygulamalar; tüm dünyada salgın süresinin uzamasıyla problemlerimiz derinleştikçe artacaktır. Şirketlerin buradaki söylemleri ise diğer kriz dönemlerinden tanıdık gelen, ama dinleyince kolayca reddedemeyeceğimiz cinsten: “Eğer bugün bu aksiyonları almazsak, yarın şirket olarak varlığımız tehlikeye girer. Böyle olursa hem tüm çalışanlarımız, hem de daha büyük resimde başta tedarikçilerimiz olmak üzere ekosistemimizde yer alan birçok aktörün de çalışanları işlerini kaybeder”.  Bir dayanağı olsun ya da olmasın; tüm bu aksiyonlar, doğal olarak beraberlerinde şirketleri ve çalışanları karşı karşıya getirecek hukuksal ihtilafları beraberinde getiriyor. İki taraf arasındaki zıtlıklar sadece buradan kaynaklansa gene iyi. Bir tarafta da, çalışanların sağlıkları ile ilgili endişeleri ile şirketlerin bu konudaki yaklaşımlarının örtüşmediği durumlar sonucu ortaya çıkan anlaşmazlıklar var. Nitekim Mart 2019’da gerçekleştirdiğimiz “Uzaktan Çalışma” konulu anket ve teke tek yaptığımız işveren / çalışan görüşmeleri sonucunda bakış açılarının, önceliklerin ve buralardaki farklardan ortaya çıkan söz konusu anlaşmazlıkların ne kadar derin olduğunu gördük.

Ekonomik, hukuksal ve insani boyutları olan çok karmaşık bir sorundan bahsediyoruz. İşte bu noktada hükümetler devreye giriyor. Bir yandan hem işveren, hem de çalışanlar için çıkaracakları uzlaştırıcı, adil kanunlar ve düzenlemeler; bir yandan uygulamaya alacakları destek – af – öteleme – finansman –  teşvik paketleri ve işsizlik karşısında verecekleri savaş; diğer taraftan şirketlerin çalışan ve toplum sağlığı açısından alacakları tedbirlerin belirlenmesinde oynayacakları rol derken görüyoruz ki işleri bir hayli zor. Para basarlarsa enflasyon olacak, şirketleri ve vatandaşları fonlamaya kalksalar (ki bunu doğrudan ve dolaylı yapmaya başladılar) bunu ne kadar iyi yapıp, ne kadar sürdürebilecekleri tartışılır. Salgının önüne geçmek için alınan her önlem, ekonomide soğumaya sebep oldukça, siyasi otoritelerin oyun alanı daha fazla daralacak. 2020’de devletler için “denge” en sihirli kelime ve sınavda en çok gelen soru olacak. Kısa vadeli aksiyonlar ve uzun vadedeki sonuçları arasındaki denge, işverenler ve çalışanlar arasındaki denge, toplum sağlığı ve ekonomik refah arasındaki denge, ülke içi COVID19 politikaları ile uluslararası politikalar arasındaki denge…

2020’de devlet ülkedeki şirketleri ve çalışanları kurtarmayı başarırsa; 2021’de bu sefer tam tersi olacak. Yani onlar da devletlerini kurtaracaklar. Çünkü bir ülkenin vergi yükünü şirketler ve çalışanlar üstlenir. Bu yüzden 2021 ve hemen sonrası, dünya siyasetinde önemli değişiklikler görebiliriz.

Çalışanların Sınavı

İncelemelerimiz gösteriyor ki, slogan söz konusu olduğunda hep bir ağızdan “Her şeyin başı sağlık” desek bile, böylesine ölümcül bir salgında bile çalışanların birçoğunun kaygı merkezlerinde finansal endişeler birincilik kürsüsünü bırakmıyor. COVID19, çalışanlar; aslında tüm bireyler açısından eşi benzeri daha önce yaşanmamış bir dayanıklılık ve stres testi. Kısa vadede yaşananlara baktığımızda; eski çalışma düzenlerini, daha kötü senaryoda müşterilerini ve iş hacimlerini ve ondan da kötü senaryoda işlerini kaybedenler var. Bu senaryonun en uç versiyonunda ise orta vadede işsizliğin inanılmaz boyutlarda artacağı ve ardından başlayacak domino etkisi teorisinin gerçekleşmesi yer alıyor. Bir de katastrofik senaryoları benimseyenler var. Bunlar çok uzun süredir, “yapay zeka ve robotik gelecek, hepimizi bitirecek” kültünü yaymaya çalışan, dijitalleşme yolculuğunu bir öcü gibi gören ve COVID-19 sonrası bu yolculuğun nasıl baş döndürücü bir ivme alacağını şimdiden öngörüp kolektif bir kaygıyı besleyen bir kesim. Senaryo nasıl yazılırsa yazılsın; er şeyi devletten ve işverenden beklemek, bir çalışan için yapılacak en büyük hatalardan biri. Unutmamalıyız ki, bu süreçte hepimiz; kendi bireysel savaşımızı veriyor olacağız.

Değişime uyum, belirsizlikle başa çıkabilme ve kaygıyı yönetebilme, öz disiplinli ve planlı olmak, dijital araç ve yöntemlere hızlı adaptasyon, pozitif enerji, güçlü iletişim, kendi kendini motive edebilme, yeni çalışma modelinde verimsizlik tuzağına düşmemeyi becerebilmek, çeviklik ve esneklik, kişisel finansal planlamamızı ve birikimlerimizi dikkatle yönetmek, geleceğe ne olursa olsun umutla bakabilme gibi özellikler ve aksiyonlar çok kıymetli olacak. Daha stratejik ve uzun vade ile bakan çalışanlar ise bunlara farklı başlıklar da ekleyecekler. Örneğin: Değişime uyum sağlamanın ötesine geçip; bu süreçte yenilikçi ve yaratıcı motiflerle takip eden değil, takip edilen olmayı başarmak, kariyer anlamında kendimize ileriye dönük alternatifler yaratmak adına daha üst seviyeye taşıyacağımız ve yeni kazanacağımız yetkinliklere odaklanmak, atıl zamanları kişisel gelişimimize ayırmak, dijital yetkinliklerimizi en üst seviyeye taşımak gibi…

2021 ve takip eden dönem, 2020 yılında her ne yaşarlarsa yaşasınlar; yukarıdaki yetkinliklere ve davranışlara sahip olanların sınavı geçeceği yıllar olacak. Sadece “2020’yi nasıl atlatırız?” düşüncesi ile hareket eden çalışanlar için ise her şey ileride çok daha zor hale gelebilir.

Uluslararası Organların Sınavı

Salgın küresel olunca, mücadele de sınırlar ötesi bir boyut alıyor. Bu, devletlerin sadece kendi içlerinde çözemeyecekleri kadar büyük bir problem, dolayısıyla da devletlerarası sıkı bir işbirliği kaçınılmaz oluyor. Ülkeler ve toplumlar birbirlerinin deneyimlerinden faydalanıp, bilgi paylaşımında bulunup, birbirlerine destek olmaya çalışıyorlar. Yeterli mi? Herkes şu anda o denli kendi derdine düşmüş durumda ki, maalesef değil. Bu resmin içerisinde, aslında devletler üstü uluslararası organların nasıl konumlandığı büyük önem taşıyor. Yukarıda bahsettiğimiz sinerjinin sağlanması, çabaların koordinasyonu, anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması, standartların ve politikaların belirlenmesi, gerekli yönlendirmeler yapılması, ortak çözümler üretilmesi, kaynaklar yaratılması gibi alanlarda işte bu yapılar devreye giriyor. Konu sağlıkla ilgili olduğu için Dünya Sağlık Örgütü, konu ekonomiyi derinden etkilediği için Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, OECD gibi kurumlar; sosyo-politik ve ticari boyutlarıyla BRICS, G8, G20 gibi oluşumlar, Dünya Turizm Örgütü, FIFA gibi küresel sektörel örgütler; Avrupa Birliği, NAFTA, ASEAN, MERCOSUR gibi bölgesel ticari ve siyasi birlikler ve tabii ki hepsinden de ötesi Birleşmiş Milletler akla gelen ilk aktörler.

Uluslararası anlaşmazlıkların, çatışma ve savaşların hız kesmediği, jeopolitik ve ticari rekabetin gittikçe çirkinleştiği; küreselleşme karşıtlığı, korumacılık ve ultra-milliyetçiliğin prim yaptığı 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, düşman ortak bile olsa ülkeleri bir eşgüdüm ile yönlendirmek kolay olmasa gerek. Tüm bu yapılanmaların önemli bir kısmında üye ülkeler üzerinde yaptırım gücü sınırlı. Ancak ortak kararlar alma, yönlendirme ve tavsiyelerde bulunma noktasında uluslararası toplumun beklentileri büyük. COVID19 pandemisi ile ilgili ilk zorlu süreçleri Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği göğüsledi desek yanılmış olmayız. 2020 yılı, tüm bu uluslararası organların ne derece fayda sağlayabildiklerinin sorgulanacağı bir dönem olacak. Bu sınavı geçemeyenlerin işlevsellikleri ile ilgili şüphe oluşacak ve 2021’de bir itibarsızlaş(tır)ma süreci başlayacak.

Son söz:

Bu sınavdan tüm kesimler kendilerince en iyi notu almaya çalışırken, birimizin alacağı başarısız sonuç daha uzun vadede diğerlerinin de geleceğini olumsuz etkileyebilir. İşte bu yüzden belki de COVID19 sınav, biraz birbirimize kopya verdiğimiz; hatta soruları birlikte çözdüğümüz bir sınav olmalı. Ne dersiniz?

 

COVID-19: AİLE ŞİRKETLERİ İÇİN RİSK Mİ, FIRSAT MI?

2 May

Yayınlandığı Yer: DELOITTE FAMILY  BUSINESS REVIEW FBR DERGİSİ

Bugün COVID-19’un şirketlere etkisi ele alındığında, şirketleri ayırt etmek adına herkesin ilk baktığı şey hangi sektörde faaliyet gösterdiği. “Turizmciler fena patladı”, “Gıda iyi gidiyor valla”, “Bu iş teknoloji şirketlerine yaradı…”, “Perakendeciler zor durumda”, “Sağlık sektörü alır yürür buradan” vs. Bir diğer popüler ayrım ise “büyük firma – KOBİ” ayrımı. “Bu salgın KOBİ’leri vurur”, “Onlara bir şey olmaz, ne de olsa koskoca şirket” gibi.. Sizler de sıkça böyle yorumlar duyuyor, hatta yapıyorsunuzdur. Bunda olağandışı bir durum yok. Olağandışı şey, şirketlere neredeyse hepimizin sadece sektör ve ölçek perspektifinden yaklaşıyor olması. İyi, güzel ama peki ya şirket sahiplik / hissedar yapısı? Onun hiç mi bir etkisi yok? İşte bu yazımda gözlerimize inen perdeyi biraz aralamaya çalışacağım.

Öncelikle hepinizin bildiği üzere aile ve patron şirketlerinde kurumsallaşma ezelden beri süre gelen bir numaralı gündem maddesi. Sırf bu konuda kaç makale yazdım; kaç tane yazı okudum, kaç sunum yaptım; kaç tane dinledim, kaç proje tamamladım sayısını bilmiyorum. Tabii bunları deneyimlerken “kurumsal olmak ya da olmamak” veya daha ılımlı bir ifade ile “kurumsallaşma dozu”nun kazandırdıkları ve kaybettirdiklerini az çok görebilme şansım oldu. Açıkçası, her aile şirketinin ihtiyacına göre ayarlanmış dozda kurumsallaşma ve profesyonelleşmenin faydasına hep inandım. Birlikte çalıştığımız müşterilerimde o doğru dozu bulmaya ve yeri geldiğinde doz ayarlamasının nasıl yapılacağını aktarmaya gayret ettim. Bu dönemlerde müşterilerimle birlikte neler yaşamadık ki… Finansal darboğazlar, aile işi çatışmalar, profesyonel kadrolarla uyum sorunu, mücbir sebep sayılacak bir dolu olay… Ama bugün yaşadığımız, belirli kurumlara özel çok istisnai yaşanmışlıkları ayrı tutarsak, ölçek ve etki açısından çıtayı bir hayli yükseltti. Ve çok net bir gerçeği paylaşmak isterim: Şu ana kadar gördüğüm kadarıyla kurumsal şirketler bu süreci tüm boyutları ile bütünsel değerlendirdiğimizde görece daha iyi yürütüyorlar.

Peki, aile şirketleri için tablo nasıl görünüyor? Onlarca yıl itinayla büyütüp geliştirdiğiniz, kuşaktan kuşağa kazasız belasız devretmek için o kadar çaba verdiğiniz şirketiniz boyutunu tahmin bile etmekte oldukça zorlandığınız bir tehlike ile karşı karşıya. Bu tehlike herkes için geçerli. Çalışanlar için, Üst Düzey Yöneticiler için, Patronlar ve Hissedarlar için… Ama kabul edelim: Burada çemberiniz ne kadar büyükse, sorumluluklarınız da, riskiniz de, kaybedebileceğiniz de o oranda büyüyor. Kazanırken patron olmak güzel ama peki ya kaybetme riski bu kadar büyükken halen iyi hissedebilmek mümkün mü? Bir yandan müşterilerinizi memnun etmeye, kaybetmemeye çalışacaksınız, diğer taraftan çalışanlarınızı… Şirketinizin finansal sürdürülebilirliği ile işgücünüzün sağlığını aynı anda sağlamaya çalışacaksınız. Karşı karşıya olduğunuz tehlikeye rağmen sakin kalacaksınız. Çalışanlarınıza rol model olacaksınız, liderlik edeceksiniz. Aile içinde eğer yaşanan bazı sıkıntılar varsa, onlara bir süreliğine sünger çekeceksiniz. Problemlerinizi bu dönemi atlatıncaya dek askıya alacak ve işbirliği yapacaksınız. Zor kararları doğru zamanda, doğru kişilere danışarak alacaksınız. Yanınızda aileden olsun, aile dışı olsun yetkinliklerine ve kişiliklerine güvenebileceğiniz bir “A Takımı”nız olacak. Olayları, mali – hukuki-insani – idari – pazar/müşteri – tedarik zinciri-ekosistem gibi çok farklı boyutları ile aynı anda değerlendireceksiniz. İçeride iyi işleyen bir karar alma ve yetki devir mekanizması olacak. Yedeklemeleriniz iyi çalışacak. İletişimi yaparken çok dikkatli olacaksınız. Bu dönemde ağızdan, klavyeden çıkan her şey farklı boyutlara gidebilir. Daha etraflı araştırıp düşünmek ama daha hızlı karar vermek. Farkındayım, hiç kolay değil.

Öte yandan şarkıda dediği gibi “Bugünlerin yarınları var…” Şirketinizi bugün nasıl yüzdürebileceğinize odaklanırken, gelecekle ilgili planlar yapmaya devam etmelisiniz. Bir daha “karaya oturmamak” için geminin kaptanı olarak stratejinizde, iş modelinizde, organizasyonunuzda, işgücü modelinizde, ekibinizde, iş yapış şekilleri ve kültürünüzde, dijital ve teknolojik altyapınızda, süreçlerinizde, paydaş ilişkilerinizde, kurumsal verinizde, paydaş ağınızda neleri hemen, neleri zaman yayarak değiştirmeniz gerektiğini etraflıca ele almalısınız. Bunları gerçekleştirebilmek adına kurumsallaşma adına atılması gereken adımları belirlemelisiniz. Kendinizinkiler başta olmak üzere yapılan hatalardan ve eksik yapılan şeylerden dersler çıkarmalı; kendinizin ve ekibinizin liderlik stilini masaya yatırmalısınız. Empati, kapsayıcılık, dijital okuryazarlık, erişilebilirlik, çeviklik, yaratıcılık, stres yönetimi / serinkanlılık, karar verme, iletişim, delegasyon becerisi adına nasıl bir sınav verdiniz, veriyorsunuz?

Kimbilir, belki de bu alışılmadık dönem, kendimiz, şirketimiz ve ailemiz adına daha önce vermekte zorlandığımız bazı kararlar vermek, alışkanlıklarımız kırmak, değişimi kucaklamak ve tüm bunların faydalarına erişebilmek adına bir fırsat dönemidir…

 

COVID-19 ve Çalışma Hayatı İle İlgili Şehir Efsaneleri

2 May

Yayınlandığı Yer: PERYÖN PY DERGİ

Son dönemde COVID-19 ve çalışma hayatı ile ilgili çok fazla şey yazdık, çizdik. Okuduk, tartıştık. Tüm bu paylaştıklarımız ilk bir iki haftayı geride bıraktıktan sonra zihnimde cevaplardan çok, bazı soru işaretleri bıraktı. Bu sorulardan en ön plana çıkan ise şu oldu: “COVID-19 çalışma hayatı adına, yepyeni bir tarih mi yazacak; yoksa zaten önceden yazılmış bir tarihin sayfalarının sadece çok daha hızlı çevrilmesine mi vesile olacak?” Bu soruya yanıt ararken, belki bir kısmını bizzat kullanmış olduğum, etrafta sürekli denk geldiğim birçok klişe söylemi yeniden ziyaret edip sorgulama fırsatı buldum. Bunlar birer realite mi yoksa tekrarlaya tekrarlaya kendimizi ve birbirimizi inandırdığımız şehir efsaneleri miydi? Ön plana çıkan dört tanesini bu yazımda sizlerle paylaşıyorum. Kararı sizler verin…

Efsane 1: “Türkiye’de Şirketler bir anda COVID-19 ile finansal darboğaza girdiler”

Ülke olarak 2010’lu yılların başlangıcından bugüne, başımıza gelmeyen kalmadı desek abartmış olmayız. Tabii ki yaşanan her zorluk, beraberinde ekonomide krizleri ve durgunlukları da getirdi. 2019 kolay bir sene değildi. Kurlardaki dalgalanmaların yarattığı baskı, enflasyondaki yukarı yönlü kıpırdanma, artan borç yükü, daralan sektörler ve bu süreçte sıkça duymaya başladığımız iflaslar, konkordatolar ve işsizlikteki artış… Dolayısıyla Türkiye için COVID-19 salgının çok öncesinde de özellikle bazı sektörlerde ve kurumlarımızda işler iyi gitmediğinden finansal darboğazlar söz konusu idi. Sebep COVID-19 olur, başka bir şey olur özünde ne fark eder diye düşünebiliriz. Zira varılan sonuç o dört harfli sevimsiz kelime, yani “kriz” olunca bir süre sonra sebebin değil sonucun ön plana çıkmaya başladığını görüyoruz. Ve nihayetinde tıpkı daha önceden süre gelen sağlık sorunları, farklı kronik rahatsızlıkları olan kişiler için COVID-19 daha büyük bir riskler yaratmakta ise, içinde bulunduğumuz döneme bazı ekonomik sorunlarla boğuşarak giren şirketler için de benzer bir şekilde riskler daha büyük. Peki COVID-19’un etkisi ne oldu? COVID-19 bir katalizör etkisi yaratarak ekonomide yaşanan mevcut sorunların zor durumdaki şirketler için derinleşmesini, daha önce bu olumsuzluklara fazla maruz kalmamış şirketlere ise bulaşmasını ve alanını genişletmesine sebep oldu. Ne yazık ki burada çalışan kesimin olumsuz etkilenmesi söz konusu. Bu nedenle devlet, şirketler ve çalışanlar el ele vererek bu sorunu çözmeliler. Ezcümle, ne krizlere yabancıyız; ne de onları çözmek adına alınması gereken aksiyonlara.

Efsane 2: “Şirketler COVID-19’u bahane edip, çalışanları ile vedalaşıyorlar”

“Böyle davranan hiçbir firma yoktur” demek çok iddialı olur. Ama daha iddialısı sanırım bu söylemin arkasında durmak olacaktır. Bazı şirketler, özellikle hazırlıksız yakalananlar; yatırımcı baskılarına çok fazla maruz kalanlar; iflas riskini çok yakından hissedenler; işler çok kötü gitmese bile üst yönetimleri / liderleri paniğe kapılanlar; krizin uzayacağı ve derinleşeceğine dair senaryoları daha olası görenler; devlet tarafından yeterince destek alacaklarına inanmayanlar; mevcut işgücü modelleri hızlı ve keskin değişimleri minimum sorunla yapmaya olanak tanıyanlar; maliyet kalemleri içerisinde personel maliyetleri çok ön plana çıkanlar bu dönemde refleks olarak gözlerini işgücü optimizasyonuna çevirmiş olabilirler. Daha birçok farklı kök neden ve tetikleyici sayabiliriz. Ama gerçekte birçok şirket işgücü küçülmesini tercih etmiyor; “dayanabildiğimiz kadar dayanacağız” mottosu ile yola çıkan çok fazla şirket var. Burada çalışanlarına karşı vefa, çalışan deneyimine verilen önem, olası hukuksal anlaşmazlıklar ve yaratacağı yaptırımlardan sakınma, işveren markası olarak sunduğumuz vaatlerin arkasında durma iradesi, toplumsal duyarlılık, işlerin toparlandığı döneme hazır olabilmek, devlet ve çalışanlar ile taşın altına hep birlikte kolektif çözümler üretme istek ve inancı öne çıkan motive edici faktörler. Yani bazı istisnaları dışarıda tutarsak; düşünüldüğü gibi şirketler başka çözüm yolları aramadan bu yönde ilerlemeyi seçmiyorlar. İlk seçeneklerden biri gibi algılanan şey yani işgücünde küçülmeye gitmek, aslında son ve hiç istenmeyen seçenek. COVID-19’un buradaki etkisi, sağlıkla ilgili olması ve bütün dünyayı, dolayısıyla öyle ya da böyle her birimizi yaralaması nedeniyle kolektif bir empatiyi de yaratıyor olmasıdır. Kendi kötüsü ile birlikte kendi iyisini de yaratmıştır.

Efsane 3: “COVID-19 sayesinde uzaktan çalışma ile tanıştık”

Uzaktan – evden çalışma şu anda mecburen büyük bir kesimin iş yapış şekli haline geldi. Bugünkü popülerliği ve gündemde olması kadar olağan bir şey yok. Bu konuyu daha çok konuşacağız ve konuşmalıyız da. Ancak 2020’nin ilk çeyreğine kadar hiç böyle bir şey yokmuş ve ilk kez bunu keşfediyormuşuz gibi konunun ele alınması inanılır gibi değil. Bireysel çalışanları geçiyorum, birçok kurumsal şirkette yıllardır olan ve son zamanlarda epey yaygınlaşmış bir uygulama. Deloitte Türkiye olarak ülkemizde ilk COVID-19 vakasının görüldüğü ilk iki hafta içerisinde gerçekleştirdiğimiz ankette, Türk iş yapış şekilleri ve kültürü ile çok örtüşmüyor dahi olsa; ülkemizdeki şirketlerin bile dörtte birinde salgın öncesinde zaten evden çalışma uygulamalarının hayata geçirilmiş olduğunu gördük. Skype 2003, Zoom ve Slack 2013, Microsoft Teams ise 2017’de ilk kez piyasaya sürüldüler. Tabii ki kullanıcı sayıları son dönemde dramatik şekilde arttı ama bunlar ve benzerleri uzun süredir zaten uzaktan çalışma adına yararlandığımız platformlar. 2008 yılında A(H1N1) (halk arasındaki yaygın adıyla “Domuz Gribi”) ortaya çıkınca, onun bir pandemi haline gelme ihtimalinin nasıl sonuçlara yol açabileceğini yazmıştım. Neyse ki o dönem öngördüklerim iş yüksek derecede ölümcül ve sürekliliği olan bir küresel salgın boyutuna ulaşmadığı için gerçekleşmedi ancak şu an, o makalemde yazdığım her şey gerçekleşiyor. Yaklaşık 12 sene kadar önce yazdığım yazıda aynen şöyle bir cümle geçiyor: “Ayrıca “evden çalışma” yaklaşımı ile genel ve idari giderler bir miktar azalabilir.” Demek ki aslında çok uzun süredir burnumuzun ucunda olan bir şeyi gerçek anlamda yeni fark ediyoruz.

Efsane 4: “COVID-19 sonucu, bizleri Yeni Normal bekliyor”

Tüm COVID-19 şehir efsaneleri arasında en sevdiğimi sona sakladım: “Yeni Normal”. Yanlış anlaşılmasın… Burada “Yeni Normal” diye bir şey yok, bunu neden konuşuyoruz diye sorgulamıyorum. Yapılan işin kendisi, içeriği, yapılış şekli değişecek. Meslekler, kariyerler, beklentiler, yetkinlikler değişecek. İşin nerede, hangi ortamda yapıldığı değişecek. İşin kimler tarafından yapıldığı değişecek. Yukarıdaki cümledeki “değişecek” kelimesi yerine; onu gördüğümüz her yere “değişiyor ve değişmeye hızla devam edecek” şeklinde yazarsak bu cümlenin sonuna kadar arkasındayım. Öte yandan mevcut haliyle bırakırsak, yani COVID-19 sayesinde bu değişim başlıyormuş şeklinde bir algı oluşturursak, hiç de doğru bir şey yapmamış oluruz. Deloitte Küresel İnsan Kaynakları Raporunu yakından takip edenler çok iyi bilirler: 10 yıldır tutarlı bir şekilde “İşin Geleceği” kavramından, bunun çalışma hayatımızı nasıl değiştireceğini anlatmaktayız. Hatta iyi ve yenilikçi uygulamalarla ilgili sürekli hayata geçirilmiş örnekler paylaşmaktayız. Otomasyon ve dijitalleşmeden, uzaktan ve esnek çalışmadan, alternatif işgücü modellerinden bahsetmekteyiz. Bunların bilim-kurgu filmlerinden alıntı olmadığını, insan ve teknolojinin uyum içerisinde sonuçlar üreteceği hibrid bir iş yapış şeklinin çalışma hayatını domine edeceği bir döneme doğru nasıl ilerlediğimizi ortaya koymaktayız. Kuşakların, alışkanlıkların nasıl değiştiğine; şirketlerin kanal stratejilerinde online’a nasıl yoğun yatırım yaptıklarına dikkat çekmekteyiz. O yüzden belki de farkına varmamız gereken gerçek, “Yeni Normal”in o kadar da yeni olmadığıdır. “Yeni Normal”e doğru gitmiyoruz, zaten içindeyiz; onu yaşıyoruz. Peki COVID-19 burada nasıl bir rol oynar? Hiç mi etkisi yok? Ona da hakkını teslim etmek lazım… Bu süreci yaygınlaştırıyor, ivme kazandırıyor, toplumsal farkındalığı arttırıyor ve bu noktadan sonra bu farkındalığı kaybetmemiz kolay gözükmüyor.

Son Söz

Kütüphanemde National Geographic’in 2012 basımı “100 Greatest Mysteries Revealed” isimli özel bir basımı var. Kendi kriterlerine göre ve aslında merkez olarak popüler kültürü alarak dünyadaki 100 büyük gizemle ilgili bir çalışma yapmışlar. İçinde Mısır piramitlerinin nasıl inşa edildiğinden, Piri Reis’in meşhur haritasını nasıl çizdiğine, denizanalarının ölümsüz olup olmadığından; Stockholm sendromunun neden yaşandığına dair farklı farklı başlıkları ele almışlar. Açıkçası beni öyle aşırı heyecanlandıran bir yayın olmadığını söylemeliyim. Evde geçirmeye alıştığımız bir haftasonu kitaplarımı düzenlerken şöyle tekrar bir göz atıyordum. Sayfa 75 dikkatimi çekti. 100 “esrarengiz” konu arasında 61 numaranın başlığı şu: “Bir dahaki büyük salgı nerede başlayacak?”. Tabi hemen okudum. Öyle uzun uzun değil, yarım sayfa ve çok büyük fontla yazılmış bir yazı. Yarısı geçmişteki salgınlardan bahsediyor. Kalan yarısı ise özetle şunları söylüyor: 1) Bir dahaki pandemi, tıpkı AIDS veya SARS gibi RNA tipi virüs ile tetiklenecek. 2) Kolay mutasyona uğrayacak ve hayvanlardan insanlara geçecek. 3) Büyük olasılıkla büyük kalabalıkların evcil ve vahşi hayvanlarla iç içe yaşadığı Asya veya Afrika’da ortaya çıkacak. Sonrasında da özellikle havayolu ve denizyolu ulaşımı ile hızla dünyaya yayılacak. Görüyorsunuz ya… Gerçek tam gözümüzün önünde tüm berraklığı ile dursa bile efsaneler her zaman daha çok ilgimizi çekiyor.

 

YOUTUBE’DA CEM SEZGİN (TV RÖPORTAJLARI, ETKİNLİK SUNUMLARI)

2 May

YOUTUBE

1. TV PROGRAMLARI

BLOOMBERG HABERTÜRK

TV PROGRAMI – Futbol kulüplerinin finansal durumu

https://www.youtube.com/watch?v=GMIi4MFp-pE

BLOOMBERG HABERTÜRK

TV PROGRAMI – Dört büyüklerin mali durum değerlendirmesi

https://www.youtube.com/watch?v=kss6udMcocI

BLOOMBERG HABERTÜRK

TV PROGRAMI – Globalde ve Türkiye’de futbol ekonomisi

https://www.youtube.com/watch?v=0idIUeX3-lY

BLOOMBERG HABERTÜRK

TV PROGRAMI – Süper Lig yayın ihalesi hakkında beklentiler ve merak edilenler

https://www.youtube.com/watch?v=p6ccg_uLVJw

BEIN SPORTS

TV PROGRAMI – Futbol kulüplerinde, finansal başarı sportif başarıyı getiriyor mu?

https://www.youtube.com/watch?v=mRCnEtQeols

BJK TV

TV PROGRAMI – Deloitte Para Ligi’nde son durum nedir?

https://www.youtube.com/watch?v=HvmoKOoR6e0&spfreload=10

BJK TV

TV PROGRAMI – Deloitte Futbol Para Ligi – Beşiktaş Değerlendirmesi

https://www.youtube.com/watch?v=2mDcu2vuzA0

https://www.youtube.com/watch?v=69O15rot_gU

BLOOMBERG HABERTÜRK

TV PROGRAMI – BRICS

https://www.youtube.com/watch?v=6ip1m8NgBUw

BLOOMBERG HABERTÜRK

TV PROGRAMI – Şirket içerisinde CFO’ların yeri ve CFO 2017 ajandası

https://www.youtube.com/watch?v=8UpualmfqZI

BLOOMBERG HABERTÜRK

TV PROGRAMI – Yeni CFO Anket sonuçları

https://www.youtube.com/watch?v=XDluKavXze0

BLOOMBERG HABERTÜRK

TV PROGRAMI – CFO’ların 2017 beklentileri

https://www.youtube.com/watch?v=1i-px79n-AU

TRT HABER

TV PROGRAMI – Girişimci Kadınlar: Sibel Türker

https://www.youtube.com/watch?v=fNzEG5DfIy4

2. SOSYAL MEDYA CANLI YAYINLAR

MARKETING TÜRKİYE

YOUTUBE CANLI SÖYLEŞİ – KORONAVİRÜS SALGINI SONRASI GERÇEKLEŞECEK BÜYÜK SINAV

https://www.youtube.com/watch?v=seduiUdsXII

HARVARD BUSINESS REVIEW

INSTAGRAM CANLI SÖYLEŞİ – COVID19’UN ÇALIŞMA HAYATINA ETKİLERİ

https://www.youtube.com/watch?v=TU08992a1UM

KARİYER.NET

YOUTUBE / FACEBOOK / INSTAGRAM / TWITTER CANLI SÖYLEŞİ – İŞİN GELECEĞİ (FUTURE OF WORK)

https://www.youtube.com/watch?v=IwxV1X3UHiA

 3. ZİRVELER VE ETKİNLİKLER

WEBRAZZI

ZİRVEDE SUNUM – FUTURE OF WORK (İŞİN GELECEĞİ)

https://www.youtube.com/watch?v=ZvTrYqApU74

DIGITALTALKS

ZİRVEDE SUNUM – İş Hayatının Geleceği

  1. BÖLÜM: https://www.youtube.com/watch?v=biUjQfu10hA
  2. BÖLÜM: https://www.youtube.com/watch?v=dWpfFo__fos
  3. BÖLÜM: https://www.youtube.com/watch?v=LXoPtJccKAc
  4. BÖLÜM: https://www.youtube.com/watch?v=69utt8NmS0M
  5. BÖLÜM: https://www.youtube.com/watch?v=G8PBZE6wwhs
  6. BÖLÜM: https://www.youtube.com/watch?v=7YFw-Ik5I7c
  7. BÖLÜM: https://www.youtube.com/watch?v=HMkfZcOnxmU
  8. BÖLÜM: https://www.youtube.com/watch?v=98EIAY0A-QM
  9. BÖLÜM: https://www.youtube.com/watch?v=k5-ADKyC1f4
  10. BÖLÜM: https://www.youtube.com/watch?v=2g0XKhnRnLQ

ODGERS BERNDTSON

1 GÜN CEO (MODERATÖR) – BİLGİLENDİRME

https://www.youtube.com/watch?v=u8VjiDDMmNA

CFO SUMMIT 2017

ZİRVE BİLGİLENDİRMESİ

https://www.youtube.com/watch?v=nwlggKQUawc

VODAFONE

LIVERPOOL DEPLASMAN TALİHLİLERİ

Vodafone KaraKartal’lı oldular, takım uçağıyla Liverpool’a uçtular! #YükselBeşiktaş

https://www.youtube.com/watch?v=1F8HXGklljQ

“THE NOT REALLY NEW” NEW NORMAL BY CEM SEZGİN

27 Apr

WHAT IS THE NEW NORMAL?

I am going to be frank with you: If I hear the word “disruption” for a few months more, I suspect I may eventually end up vomiting and the time will come, when I will probably start feeling the same way about “the New Normal”. Anyway, before I do so, I wanted to conceptualize and then visualize (or perhaps a bit the other way around) the concept of what New Normal is going to look like. First, I have to make one thing clear: For me, the New Normal did not start with the COVID-19 pandemic. Just like the idea of a mega-pandemic and its possible effects did not start for me with the COVID-19. It is difficult to give an exact timing for its start but it has been around for quite some time. What COVID-19 did however, was to catalyze, reshape and augment the New Normal dramatically. Therefore, I hail to the COVID-19. I guess everyone is satisfied now. Well, what is the new normal? This is the most difficult one… To me, it is quite simple and that is what makes it that complicated to explain. OK. I will try anyway: “The New Normal is a never-ending shift from the Old Normal as the New Normal itself will keep on evolving.” The truth is Human will always find someone or something to blame for causing this shift. If this pandemic had not taken place, “the World War 2 ½” that is currently taking place in the middle of the “Old World” could be marked as the reason behind the so-called New Normal. Because even I was not satisfied the explanations above, I tried to create a framework, which anyone could easily follow and chose a cheesy-enough name for it, “The 9 Foundations for the New Normal”.

Politics People Planet

Neo-Geopolitics:

Shifts in Balance

The Unethical Ethics:

Clash of Values

Health & W/Hell-being:

Rising Concerns

·         Anti-globalization
·         Self Sufficient States
·         Soft Power Rising
·         The New Warfare
·         Ever-lasting Conflicts
·         New Friends / Foes
·         Postmodern: Good vs Bad, Right vs Wrong
·         Human Rights: A Joke
·         Social Animal No More
·         The Freedom Paradox:
·         Citizen or Individual?
·         The Aging Population
·         A Lust for Life Quality
·         Our Pandemic World
·         Health vs. Wealth
·         Uncured Diseases
·         Hit Maslow’s Bottom

Demo(n)graphics:

Revisited

(Dis)Belief Systems:

Under Question

Climate is No Mate:

A Tutor for All

·         5 Generations Together
·         Mind the Gender Gap
·         Racism: Again!
·         Nationalism: Again!
·         Im (possible)migration
·         «Urban»ization Legend
·         A Misunderstood God
·         Faith No More?
·         Deism, Atheism & Agnostism on the Rise
·         Rediscovering Self
·         War of Beliefs
·         A Race to the Space
·         Which Ever is Greener: Dollars or the Planet
·         Natural Disasters:
·         More Frequent, More Severe & Everywhere

Governing «Buddies»:

Hybrid & Agile

Digital Transplantation:

Self-Incepted

Re-Resources:

Ascending & Descending

·         NGOs Taking Over
·         The New Corporation
·         No Right, No Left vs.
·         Both Left & Right
·         Post Truth
·         Empires Strike Back
·         A No-Limits Game
·         Human «vs.» Machine
·         Human «&» Machine
·         Machines to Humanize
·         Humans to Machinize
·         Illusion / Disillusion
·         Economic & Financial Resources Subject to:
·         Natural & Physical Resources
·         Cultural & Intellectual Resources

READ WITHOUT PREJUDICE

Anyone, including myself, could look at this table (framework) and may question the categorizations and phrases I have chosen. Many of you could easily challenge me by arguing that if not all, most of these topics / trends sound quite familiar. You may want to add, subtract, rephrase, regroup, change, and so on… Yet please, do all of those. Because these are the challenges that I am exactly looking for. I have been a white-collar and a consultant for 25+ years and above all, a visual person ever since I have known myself. Besides, I am less experienced in being a though leader (for whatever that means). I guess these defects are self-explanatory. Mega trends, points of view, interpretations cannot be monopolized by anyone and none of our predictions are future-proof. We will be tested time and time again while only time will tell if we were right or wrong. The important thing here is, we should never stop thinking of those and we should be sharing our opinions and perspectives with others.

HOW TO READ THIS FRAMEWORK

Very Simple: There are 3 overarching “Clusters”:

  • Planet is about where we live and about the forces that shape it.
  • People is about who we are and how we behave.
  • Politics is about how People co-exist on the Planet.

Under each Cluster, there are 3 “Foundations” that have been shaping and will continue to shape the New Normal, so that makes it 9 foundations in total.

Eventually, under each Foundation, there are some examples of “Triggering Factors”.

Cluster 1

Cluster 2

Cluster 3

Foundation 1

Foundation 4

Foundation 7

Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor

Foundation 2

Foundation 5

Foundation 8

Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor

Foundation 3

Foundation 6

Foundation 9

Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor
Triggering Factor

One extremely importing point we should not rule out is the fact that all these Clusters, Foundations as well as Triggering Factors are connecting with each other. Of course, you already noticed that… Yet, all of those connecting dots are changing all the time. Of course, you would also know that. Anyway, I just wanted to bring it to your attention once again. Though my framework may look very clear-cut in shape (which is for simplicity purposes), all the concepts within are quite fluid.

As said before, feel free to change the names, categories, factors, shapes… actually, whatever you want. All I ask from you is to think, dream, argue and share your opinions and feelings. Improvise!

CHAPTER 1: PEOPLE / DIGITAL TRANSPLANTATION: SELF-INCEPTED

Let us admit: The “Digital Transformation” has been around for quite some time now, but something bigger is taking over. I name it the “Digital Transplantation”, meaning digital transplanted into the lives of people, companies and the states already and this transplantation is looking less and less awkward. Where does that lead us? Probably, nobody – even the most futurist of the futurists – does not know the answer. (I respect highly those trying to answer, though) Well, this whole thing looks like a “No-Limits Game”. While we play the game, some difficult questions blur our minds such as “Is it Human «vs» Machine or Human «&» Machine?” A big portion of the population argue that technology could become the enemy while a big portion thinks just the opposite. What is more interesting is, there is a third group (most likely larger than those two) who does not give a damn. Then, some more challenging questions follow: “Are the Machines to Humanize or Humans to Machinize?” The likely outcome will be, we fill face the new decades where some of us will be extremely fulfilled by the technological advancements, while some will be disillusioned with what digital would bring, despite all its glamour.

The table below demonstrates some examples about how Digital Transplantation crosses roads with the other eight Foundations. A similar table can be prepared for each Foundation in the same manner.

  Some Examples of Connection Points
DIGITAL TRANSPLANTATION
Neo-Geopolitics
·         As part of the “New Warfare”, countries will heavily invest in transforming their armed forces through digital capabilities
·         Digital propaganda will be a key asset to polish the international images of the countries and cementing their soft power
·         To be self-sufficient, secure and truly independent, the nations will prioritize to minimize their digital dependencies on others
Demo(n)graphics
·         Interestingly, digital will sometimes converge, sometimes diverge the paths of elder and younger generations
·         Digital will increase and decrease mobility at the same time, making it possible to be everywhere and not necessarily anywhere
·         Digitalized discrimination will potentially increase. For example, we may witness massive online racist parades etc.
Governing “Buddies”
·         As time goes by, governments will struggle more to keep up with the paste of digitalization and respond with laws & regulations
·         The clash between the ethically concerned citizens and their governments digitally spying on them will deepen
·         The digital censorship will become more under the radar of the governments as the “controllable” press is dying day by day
The Unethical Ethics
·         Many people will question the ethics of increasing role of technology, especially in work life (but not limited to it)
·         Some people will be raising the “robot rights”, “AI rights” etc. and they may steal the scene from Human Rights
·         The dilemma between our digital footprints vs classified personal information will deepen
(Dis)belief Systems
·         People will try to use technology as a means of proving the existence / non-existence of a Supreme Power
·         Virtual places of worship (churches, mosques, temples, synagogues etc.) may become the new trend
·         People will share, read, discuss online, more than ever about self, religion, purpose and so on and this will challenge everything
Health & W/Hell-being
·         From diagnose to cure the whole health system will become increasingly digital. The same goes for preventive health care.
·         People will have very complex real time digital “health status scorecards” where almost everything becomes visible. Not easy!
·         Predictive analytical modelling will become a key component in the health care services, effecting and guiding decisions
Climate is No Mate
·         Nations will find have to decide on whether investing technology funds in making the World more livable or living the space dream
·         Predictive analytical modelling will become a major tool in estimating the short term and long term natural disasters
·         Digital industries may lead to a “greener” World, thus effecting the environment and climate in a positive way
Re-Resources
·         Digital Resources will emerge as a new type of resource, connecting physical /natural resources with intellectual / cultural
·         Digital Resources will also become in some cases, a substitute for physical /natural resources and intellectual / cultural
·         Exploring, optimizing, allocating, and utilizing of resources will be digitally managed by AI and bots

Other chapters will follow…

All The Best,

Cem